Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/18576 E. 2017/22369 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/18576
KARAR NO : 2017/22369
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık)
HÜKÜM : TCK’nın 157/1, 43, 52/2, 53, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle ve bu hükümle sınırlı olarak dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 03/07/2005 olan suç tarihi yerine 03/05/2005 tarihi yazılmış ise de, bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, kendisini banka görevlisi olarak tanıtarak katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığa yüklenen eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı ve delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu anlaşılmış ise de; halen geçerliliğini sürdüren 10.06.1942 gün 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 tarih ve 111-117 E. K sayılı kararı ve 27.12.2011 tarih ve 2010/1-158-2011/296 E. K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, somut olaya ilişkin yapılan yargılama sırasında da, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi ile İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, Yargıtay 5. CD’nin 02/05/2013 tarih ve 2013/5820; 2013/4247 E. K sayılı ilamıyla İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği belirlendiğinden, bu kapsamda yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen eylemin suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi kapsamında kaldığı, sanığın kendisini banka görevlisi olarak tanıtmış olması nedeniyle eylemin, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesine eklenen ( L ) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı, zamanaşımı süresi bakımından 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi gereğince TCK’nın 157/1. maddesinin sanığın daha lehine olduğu anlaşılmakla,
03/07/2005 olan suç tarihinden 03/07/2017 tarihine kadar 5237 sayılı TCK’ nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 06/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.