Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/14016 E. 2017/16089 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14016
KARAR NO : 2017/16089
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı … vekili, dava konusu edilen 168 ada 51 parsel sayılı davalılar adına kayıtlı iki katlı işyeri vasfındaki taşınmazın, 1970’li yıllarda … tarafından buradan geçen… Deresinin üstü kapatılarak zemin üzerine inşaat yapıldığını, altından dere akmaya devam ettiğini, belediye tarafından bina inşa edildikten sonra Kadastro Müdürlüğü tarafından belediye adına tescil edildiğini, sonrasında davacıya hibe yoluyla satıldığını; derelerin Devletin hüküm ve tasarrufunda bulanan yerlerden olduğunu, verilen tapunun yok hükmünde olduğunu, tapu kaydı yok hükmünde olduğundan davalıların taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını ileri süremeyeceğini belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile paftasında dere yatağı olarak gösterilmesini, müdahalenin menini ve derenin üzerini kapatan beton zemin ile binanın kalini, kal masraflarının davalılardan alınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin taşınmazı ihale yoluyla belediyeden satın aldığını, tescil tarihinden çok zaman geçtikten sonra dava açılması nedeniyle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldıklarını, MK.nın 1020. maddesi uyarınca müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, kal masraflarının alınmasının icra aşamasında dikkate alınacağını, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … vekili; tescilin 2613 sayılı Kanunun 22/E maddesi gereğince usulüne uygun olarak yapıldığını, kadastro tutanağının ilan edildiğini, davacı idare tarafından tutanağa itirazda bulunulmadığını ve idarenin kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu taşınmazın 20/05/2014 tarihli fen bilirkişi ek raporunda belirtilen “… noktalarına isabet eden toplam 37.99 m2’lik kısmının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesi ile tapusunun iptali ile “… noktalarına isabet eden kısmın tespit dışı bırakılmasına, paftasında dere yatağı olarak gösterilmesine, 20/05/2014 tarihli fen bilirkişi ek raporunda belirtilen “A” noktasına isabet eden toplam 15.12 m2’lik kısmına ilişkin davanın reddine, davalı adına tapuya tesciline; davalının 20/05/2014 tarihli fen bilirkişi ek raporunda “… noktası olarak belirtilen kısmına vaki müdahalesinin menine; 20/05/2014 tarihli fen bilirkişi ek raporunda belirtilen “… noktalarına isabet eden yer üzerindeki kagir dükkan vasfındaki iki katlı binanın ve “… noktalarına isabet eden alandaki… Deresinin üzerini kapatan beton zeminin kal’ine; davacı tarafın kal masraflarının tazmini talebinin infaz aşamasını ilgilendiren bir husus olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, kabul red oranına göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekili ve davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı … vekilinin yargılama gideri, kal masrafları ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A maddesinde, kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı … tarafından davalılar aleyhine tesis kadastrosu sonucu oluşan tapu kaydının iptali istemiyle dava açıldığına göre davalılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi ve kal masrafları yönünden ise infaz aşamasını ilgilendiren bir husus olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gözetilerek; hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin son cümlesinde yer alan “Davacı tarafın yıkım masraflarının tazmini talebinin infaz aşamasını ilgilendiren bir husus olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına”, (2) numaralı bendinde yer alan “Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca tahsili gerekli 840,80 TL nisbi karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına”, (3) numaralı bendinde yer alan “Bu davada davacı tarafından yapılan toplam 814,35 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre hesabolunan 582,51 TL’sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” ve (5) numaralı bendinde yer alan “Bu davada davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan …. uyarınca tespit olunan 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” bentlerinin hükümden çıkarılarak, bunun yerine (2) numaralı bent olarak “Davacı … harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına”, (3) numaralı bent olarak “19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16 ve 17. maddeleri ile 3402 sayılı Yasa’ya eklenen 36/A maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve kal masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve yine aynı yasa gereğince davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” bentlerinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, davacı vekili ve davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.