Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6369 E. 2017/14115 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6369
KARAR NO : 2017/14115
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … Vekili, dava konusu 50 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliği ile davalı adına tescil edildiğini, bu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğunu, taşlık, kayalık ve fundalık niteliğinde olduğunu, bu nedenle tescil harici bırakılması gerektiğini, bu tip yerlere karşı açılan davalar için 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmadığını, delillerin kaybolmaması için … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmazın taşlık, kumluk fundalık niteliğinde olduğuna dair delil tespiti yapıldığını, bu nedenle tapunun iptali ile tescil harici bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı … adına, tebliğe çıkarılan dava dilekçesi 15.05.2007 tarihinde aynı çatı altında yeğen….. hükmün de aynı biçimde 24.04.2009 tarihinde yine aynı çatı altında yeğen……çi’ye tebliğ edildiği belirlenmiştir.
Mahkemece 07.02.2008 tarih, 2007/375esas ve 2008/29 karar sayılı ilk kararında ; davanın kabulüyle, dava konusu 50 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu yerin taşlık, kayalık ve fundalık niteliğiyle tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından eski hale getirme taleplerinin kabulü istemi üzerine gelmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 06.06.2012 tarih, 2012/4041 esas ve 2012/5403 karar sayılı ilamıyla “talebin temyiz niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği ,davalıya yapılan tebligatların usulsüz olduğu, bu halde taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı “gerekçesiyle yerel mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkemece; “ davacı tarafından alınan delil tespitine ilşkin kararda yapılan keşif, ve bozma sonrası yapılan keşifte taşınmazın çalılık olduğu ancak toprak sürülmüşse de özel mülkiyete konu olamayacağı, sonradan yapılan çalışmanın hükme etki edemeyeceği, imar ihya yapıldığı varsayılsa dahi 20 yıllık zilyetlik şartının gerçekleşmediği ayrıca kadastro tespitine karşı … Hazinesince yapılan itiraz üzerine …… Kadastro Mahkemesinin 26.01.1959 tarih , 1957/3913esas ve 1959/23 karar sayılı ilamıyla 50 parselin imar ihya edildiği gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği bu kararın Yargıtayca onandığı tespit edilmişse de tapuya tescili mümkün olmayan taşınmazlar hakkında şahıslar lehine verilen bu çeşit kararların kazanılmış hak oluşturmayacağı , taşınmazın imar ihya edilmiş olsaydı hali hazırdaki duruma gelmeyeceği “gerekçesiyle … tarafından açılan davanın kabulü ile 50 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile bu yerin taşlık, kayalık, fundalık,niteliği ile tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm ; davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, taşlık, kayalık ve fundalık niteliğindeki yerin tescil harici bırakılması isteğine ilişkindir.
Dava konusu parsel Mart 1942 tarih 15 sıra nolu tapu kaydına istinaden 20.07.1957 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sonucu … adına tespit edilmiş, daha sonra Hazinenin tespite itiraz üzerine açtığı dava sonrasında … Arazi Kadastro Mahkemesi’nin 26.01.1959 tarih, 1957/3913esas ve 1959/23 karar sayılı kararıyla yapılan yargılama sonunda dava konusu 50 parsel hakkında Hazinenin açtığı bu davanın reddine karar verilmiş olup karar Yargıtay….. Hukuk Dairesince onanmıştır. İş bu karar 03.07.1959 tarihinde kesinleşmiştir. Bu karar üzerine dava konusu parsel hükmen … adına tescil edilmiş olup hala alım suretiyle …’ın oğlu davalı … adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır.
Az yukarıda sözü edilen Kadastro Mahkemesinin yargılaması sırasında davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının gayri sabit hudutlu olup miktar fazlasının … adına tescili talebinde bulunulmuştur. Yapılan yargılama sonunda devletin hüküm ve tasarrufu altındaki fundalık ve taşlık arazi parçaları diğer parsellerden ayrılmak suretiyle dava kısmen kabul edilmişse de dava konusu parsel yönünden revizyon tapu kayıtları ve davalı tespit maliki …’ın İmar -ihya ettiği kabul edilerek dava , 50 parsel hakkında reddedilmiş ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından bu hüküm onanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda kesin hüküm 303. maddede ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup buna göre “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.
(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır.
(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.” ve yine HMK ‘nun 114/1-i bendinde “ kesin hüküm” dava şartları arasında sayılmıştır.
Somut olaya gelince; yukarıda bahsedilen dosya dikkate alındığında taraf birliği bulunduğu , dava konusu ve hukuki sebebin aynı olduğu ,yapılan yargılama sonunda dava konusu bu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan imar ihya edilmiş ve tapu kaydı kapsamında tarla niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre kesin hükmün mahkemece dikkate alınması gerekmektedir.
Kaldı ki ; dava konusu taşınmazın bir kısmının tarım arazisi olduğu , diğer kısmının ise tarım arazisi niteliğini kaybetmekle birlikte orman tahdit hattı içinde bulunmayan taşınmazın üzerinde orman çalı türleri bulunması sebebiyle orman vasfı taşıdığı , tarımsal amaca uygun olmadığı kabul edilmişse de hükmen tescilli olan tapulu taşınmazın tapu kaydı oluşturulduktan sonra kullanılmamış olması hukuken davacıya hak kazandırmayacağından davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.