Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/10334 E. 2017/13614 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10334
KARAR NO : 2017/13614
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3.kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takiple ilgili olarak 12.08.2010 tarihinde haciz yapıldığını, hacze konu hastane inşaatı şantiyesindeki malların müvekkiline ait olduğunu, haciz uygulanan yerin borçlu şirketin şubesi veya merkezi olmadığı gibi …. İdaresi tarafından ihale edilen inşaat alanı olduğunu, davacı 3. kişinin de inşaatın ana yüklenicisi olduğunu, borçlu şirketin bir müddet taşeron olarak inşaat alanında bulunduğunu, ancak sözleşmenin feshedildiğini, haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin haciz mahallinde bir faaliyetinin bulunmadığını öne sürerek istihkak iddalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; hacze konu yerin devlet hastanesi inşaat şantiyesi olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı 3. kişi şirketin ve borçlu şirketin sicil adreslerinin ve yetkililerinin farklı olduğu, dosyaya sunulan tedarik sözleşmesi içeriği, bilirkişi raporu içeriğine göre davaya konu menkullerin borçlu şirket ile ilgisinin olmadığı, borçlu şirketin haciz tarihi itibariyle söz konusu adreste faaliyette olmadığı, hacze konu menkullerin davacıya ait olduğu gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
Davacı 3.kişi vekili tarafından, borçlu şirketin, müvekkili şirketin taşeronu olarak çalıştığı, müvekkili şirketin ana yüklenicisi olduğu hastane inşaat alanını kullandığı, bilahare sözleşmesinin feshedildiği,davalı alacaklı vekilince ise; 3. kişi şirket tarafından haciz ihbarnamelerinin önüne geçmek amaçlı ve şantiyede bulunan taşeronların hacze muhatap olmaması açısından sürekli taşeron değiştirme yoluna gidildiği,perde arkasında tek bir kişiye ait olan, ancak resmiyette başkaca şirketlerle taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, alacaklı şirkete
hastane şantiyesine taşeron olan türlü şirketlere ait çek-senet verildiği ancak hemen akabinde taşeronların sözleşmelerinin feshedildiği iddia edildiğine göre; hastane yapım işinde yer alan tüm taşeronlarla 3. kişi şirket arasında yapılan sözleşme, ibraname ve protokoller ile tüm taşeron şirketlerin kuruluş tarihinden itibaren sıralı şekilde ticaret sicil kayıtlarının bulunduğu yerden temin edilip eklenmesinden sonra dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii ile davacı 3. kişi şirket ve borçlu şirketin defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılarak borçlu ile 3. kişi arasındaki taşeronluk sözleşmesinin ve sözleşmenin sona ermesine ilişkin tasfiye hakediş raporunun tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, borçlu şirketin inşaat alanında faaliyetine devam edip etmediğinin belirlenmesi, ayrıca 3. kişi tarafından dava konusu malzemeye ilişkin olduğu iddia edilen fatura bedellerinin ödenip ödemediğinin tespiti, bu ödemenin ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığının saptanması, bundan ayrı 03.08.2010 tarihli tasfiye hak ediş raporunda yer alan ve toplam hak ediş tutarından yapılacak kesintiler arasında gösterilen alınan malzemelere ilişkin kaydın açıklığa kavuşturularak,elde edilen bilgilerin, dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Kaldı ki kabüle göre de;6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı 3. kişi dava dilekçesinde 12.08.2010 tarihli hacizde haczedilen ve toplam değeri 22.500,00 TL olan profil yönünden istihkak iddiasında bulunmuş iken mahkemece “…Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16169 esas sayılı dosyasında 12.09.2010 tarihinde haczedilen menkul malların davacıya ait olduğunun tespitine, haczin kaldırılmasına,…” karar verilmiştir. Mahkemece dava konusu olmayan mahcuzlardan kompozit levha yönünden talep aşılarak oluşturulan hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.