YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3917
KARAR NO : 2017/12984
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı asil, başlatılan takipte davalı borçlunun yasal 7 günlük sürede takibe itirazda bulunmadığını, ödeme süresi içinde takip konusu borcu da ödemediğini belirterek temerrüt nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiş, davalı vekili, kira sözleşmesinde mecurda yapılacak tamiratlara ilişkin 2015 yılı sonuna kadar herhangi bir kira bedeli alınmayacağının kararlaştırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takip dayanağı kira sözleşmesi 30.12.2010 başlangıç tarihli olup, 1 yıl sürelidir. Sözleşme kiracı … ile kiraya veren …’ya vekaleten Binalı Dolu tarafından imzalanmıştır. İcra dosyasında mevcut 23 Kasım 2012 tarihli mirasçılık belgesine göre kiraya veren …’nun 03.11.2012 tarihinde öldüğü geriye eşi ve çocuklarını mirasçı olarak bıraktığı anlaşılmıştır. Takip ise sadece … tarafından yapılmış, dava da aynı kişi tarafından açılmıştır.
Bilindiği üzere kiraya verenin ölümü ile kiracılık ilişkisi sona ermez. Halefiyet ilkesi gereğince kiracı ile mirasçılar arasında devam eder. 4721 sayılı T.M….’nun 640. maddesi gereği mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti hükümleri sözkonusudur. Elbirliği mülkiyetinde takibin mirasçıların tümü tarafından yapılması ve davanın da yine mürasçıların tümü tarafından açılması gerekir. Bir mirasçı tarafından açılan davada diğer mirasçıların muvafakati alınmak suretiyle ya da terekeye temsilci tayin ettirilerek taraf teşkilinin sağlanması olanaklı ise de icra takibindeki eksikliğin bu şekilde giderilmesine imkan bulunmamaktadır. Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafın tek başına takipte yer aldığı anlaşıldığından yerel mahkemece dava hakkına ilişkin olan bu hususların kendiliğinden göz önünde bulundurulması ve davanın bu nedenler ile reddi gerekirken yazılı şekilde işin esasının incelenerek tahliyeye karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.