YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14453
KARAR NO : 2017/16574
KARAR TARİHİ : 11.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalılar tarafından vekil edeni aleyhine, 82 parsel ve 705 parsel sayılı taşınmazların davacı adına olan kaydının iptali ve miras hisseleri oranında tapuya tescili istemiyle dava açıldığını, o yargılamada keşif aşamasında, 82 parsel üzerindeki yapı ile 705 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapı ve muhdesatların davacı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığını, iddia ettiklerini, davalıların bu iddiayı kabul etmediklerini açıklayarak, bu davada sözkonusu yapı ve muhdesatların mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili dava konusu muhdesatların davacı tarafından değil, ortak muris tarafından onun talimatları doğrultusunda onun nam ve hesabına yapıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş, davalılar vekili ise katılma yolu ile temyiz talebinde bulunmuştur.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Katılma yolu ile temyiz isteğinde bulunan davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekilince, davalılar tarafından davacı aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve bu davada davacı tarafından dava konusu parseller üzerindeki yapı ve muhdesatların mülkiyetinin davacıya ait olduğu iddiası ile eldeki dava açılmış olup; davaya konu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığından davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine (HMK 115) karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek kısmen kabul kararı verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 174,20 TL’nin davacıya, peşin harcın da davalıya iadesine 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.