Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/15424 E. 2017/16559 K. 11.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15424
KARAR NO : 2017/16559
KARAR TARİHİ : 11.12.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVALIYAR : …. vd.
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, 09/05/2012 tarihinde haczedilen tüm menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, buna dair fatura ve Leasing Sözleşmesi ibraz edildiğini, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı olan adresinin haciz yapılan adres olmadığını, faaliyet konusu akaryakıt ticareti olan davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin hiç bir ilişkisi bulunmadığını iddia ederek istihkak davasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını, kötü niyetli davalı takip alacaklısının %40 tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz esnasında, hacze konu menkullerin mülkiyetinin davalı takip borçlusu şirkete ait olduğunun ikrar edildiğini, davacı şirket ile borçlu şirketin ortaklarının temsilcilerinin ve faaliyet adreslerinin aynı olduğunu, davacı ile borçlu arasında işletme devrinin söz konusu olduğunu ve BK.nun 179. maddesine göre davacı şirketin sorumluluğunun devam ettiğini savunarak, takibin tedbiren talikine karar verilmiş olduğu gözetilerek istihkak iddiasının reddi ile davacının takip alacağının %40’ın dan aşağı olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, takip borçlusu şirket ile davacı şirket yetkililerinin aynı şahıslar olduğu, dava dilekçesi ve sunulan delillerin faturalar, leasing sözleşmeleri ve noter sicilleri olduğu gözetildiğinde, istihkak davası açma hakkının kiralayan şirkete ait bulunduğu, kiralayan şirketin de …..5.İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açtığı ve davanın kabul edildiği, somut olayda davacının leasingli mallar yönünden istihkak davası açma hakkı ve sıfatı bulunmadığı gibi dosyaya sunulan kira sözleşmesi gözetildiğinde de menkullerin borçlu şirketten devir ile birlikte kiralandığı ve bu sebeple davacının devirden sonraki iki yıl boyunca hak ve borçlarının 3. şahıslara karşı devam ettiği, hacizli menkuller yönünden davacı tarafça yasal karinenin aksinin kanıtlanmadığı ve bu durumda davalı borçlu şirketin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla davacı şirket ile birlikte muvazaalı olarak hareket ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddi ile hacze konu menkullerin değerinin (dava değerinin) %20’si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı takip alacaklısına verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ve davacı 3. kişi vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Davacı 3. kişinin temyiz itirazları bakımından;
Mahkemece, … 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/448 Esas, 29014/211 Karar sayılı dosyasında davacı 3. kişi Yapı ve Kredi Finansal Kiralama AO tarafından açılan davada 3. kişinin davasının kabul edildiği ve bu kabul kararı ile mahcuzların anılan davacıya ait olduğunun belirlendiğine işaret edilerek davanın ret gerekçelerinden birinin de bu husus olduğu açıklanmışsa da, Dairemizin 2017/14116 Esas, 2017/16554 Karar sayılı kararıyla yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kabul kararının bozulmasına karar verilmiş olmakla, temyiz incelemesi tarihi itibariyle … 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nce verilen kabul kararının işbu davanın ret gerekçelerinden birini oluşturması artık mümkün değildir. Ancak; dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış olması, dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olması, dosyada bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre davacı 3. kişi şirket ile takip borçlusu şirketin aynı adreste faaliyet göstermeleri ve bu şirketlerin ortaklarının da aynı kişilerden oluştuğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı 3. kişinin davasının reddine karar verilmesinin sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılmakta olup, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve az yukarıda belirtilen sebeplere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı alacaklının temyizi bakımından ise;
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı alacaklı lehine verilen tazminat oranının doğru olarak tayin edilmiş olmasına göre davalı alacaklı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,20 TL’nin temyiz eden davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.