Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4103 E. 2017/6468 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4103
KARAR NO : 2017/6468
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraf arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2014/255-2015/477 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layiha, duruşma tutanakı ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30 yıldan beri … et ve et ürünleri sektöründe “…” markası ile faaliyet gösterdiğini, meşhur ve maruf hale getirdiği “…” markasını marka oak tescil ettirdiğini, 2004/09872 sayılı markasının 29. ve 31.sınıfda tescilli olduğunu, ayrıca 35.sınıfta 2011/107775 sayılı markasının bulunduğunu, “…” markasının önceye dayalı kullanımı ve gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, bu ibareyi meşhur ve maruf hale getirmesinden sonra davalının markayı kullanmaya başladığını, davalı adına 2013/52025 nolu “…” ibaresinin tescil edildiğini, tarafın aynı sektörde il sınırı içerisinde aynı müşteri çevresine hitap ettiklerini, “…” ile “…” adı arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu ileri sürerek müvekkilinin tescilli “…” markasına yapılan tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, davalıya ait 2013/52025 kodlu “…” isimli markanın iptal ve hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “…” ibareli markasını 1985 yılından beri kullandığını, müvekkili firmanın aralıksız, yoğun bir şekilde kullanan hak sahibi olduğunu, davacının bu kullanımdan haberdar olduğunu, önceki yılda tarafın … Kasabı adıyla ortak oak ticari faaliyette bulundukını, aynı odaya kayıtlı oak faaliyet gösteren tarafın aynı zamanda akraba olduğunu, müvekkilinin faaliyetini 30 sene görmezden geldiğini, sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığının açık olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sınıf itibariyle marka arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, davalının 2010-2013 dönemi hariç olmak üzere “…” markasını 1987 yılından beri kullandığı, davacının 2004 yılında “…” markası için tescil başvurusu yapmış olmasına rağmen davalı tarafından “…” markasının kullanımına 2014 yılına kadar sessiz kaldığı, tescilli markasından kaynaklı markasal hakını davalıya karşı ileri sürmediği, sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı, hükümsüzlük koşulının oluşmadığı, davalının “…” markasının 25/06/2014 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın ise 11/07/2014 tarihinde açıldığı, davalının tescilli hak sahibi olması sebebi ile tescile dayanan markasal kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazının reddi gerekir.
2-Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince de taraf markaı arasında 556 sayılı HKH 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu belirtilmiştir. Bu durum da, davalı markasının hükümsüzlüüğüne ilişkin davanın 556 sayılı KHK 8/1-b ve 42/1-b maddelerine dayalı oak marka tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı halde, davacının sessiz kaldığından bahisle hak kaybına uğradığına dair hükümsüzlük davası bakımından somut uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmayan gerekçe ile marka hükümsüzlüğü talebinin de reddi isabetli görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.