YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4307
KARAR NO : 2017/6452
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/01/2016 tarih ve 2014/355-2016/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili davalı şirketin “…” ibaresinden oluşan, 35 ve 38. sınıfları kapsayan marka başvurusuna davacının itirazının TPE Markalar Dairesi tarafından kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı YİDK nezdinde yapılan itirazın 23.05.2014 tarih ve 2014-M-4249 sayılı karar ile reddedildiğini; oysa “…” markalarının TPE tarafından “85600” sayı da tanınmış marka statüsü verilerek koruma altına alındığını, “…” kelimesini içeren çok sayıda marka tescillerinin bulunduğunu, markalarının büyük bölümünün 35 ve 38. sınıfları kapsadığını, davalı şirket markasının davacının markalarının serisi olarak algılanabileceğini, dava konusu markanın tanınmış markalarının itibarına zarar verebileceğini, haksız yarar sağlanabileceği ihtimallerinin bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ve tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, alınan kararların ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … SAN.VE TİC. LTD. ŞTİ. şirket temsilcisi, “…” markasının davacı markalarıyla aynı sınıfta tescilli olmadığını, haksız menfaat sağlanamayacağını, tescil edilmiş markanın kullanımından vazgeçildiğini, dava konusu markanın sicilden terkin edilmesi için gereken başvurunun 04.09.2014 tarihinde TPE’ye sunulduğunu, davanın konusuz kaldığını savunarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 556 s. KHK md.8.1.b çerçevesinde, 2012/52833 sayılı “…” markasının tescili kapsamında bulunan ‘reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hikmetleri (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil”; “büro hizmetleri, iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil), ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri, açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri”, “radyo ve televizyon yayın hizmetleri”nin, davacı şirkete ait 2002/02948 … Evinizin Kartı, 2003/19926 …, 2004/12877 …-…, 2006/64177 …-…, 2011/29814 … ve 2012/11887 …-…T markalarının da tescili
kapsamında bulunan ve ayniyet taşıyan hizmetler olduğu, 2012/52833 sayılı “…” ibareli marka tescilinin içerdiği “haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil) ile haber ajansı hizmetleri”nin ise, vasati dikkate haiz sıradan tüketici nezdinde davacının tescilleri kapsamındaki “radyo, televizyon veya diğer iletişim araçlarında yayın akışının düzenlenmesi hizmetleri” ve 2002/02948 … Evinizin Kartı markasının kapsamındaki “elektronik veya manyetik kartlar” ile benzer, bağlantılı ve karıştırılabilir nitelikte olduğu; bununla birlikte; 556 s. KHK md.8.1.b çerçevesinde, davacı … davalı şirketlerin marka örneklerinin hitap ettiği sıradan ortalama dikkate haiz bir tüketici gözünde yaratacağı bütünsel genel izlenim yönünden benzer, karıştırılma ihtimali olan veya ilişkili veyahut davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı algısını doğuracak nitelikte olmadığı ve YİDK kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu; 556 sayılı KHK’nin 8/4 maddesi açısından başvuru markasıyla davacının markaları arasında benzerlik bulunmadığı, davalının marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı konusunda kanıt bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.