Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4095 E. 2017/6610 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4095
KARAR NO : 2017/6610
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/02/2016 tarih ve 2014/468-2016/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ”… AKILLI EV” ibareli 9, 35, 38 ve 42.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 09.12.2011/108082 ve ”AKILLI EV” ibareli 35, 38 ve 42.sınıf hizmetleri 09.12.2011/108074 sayılı seri nitelikte tanınmışlık vasfı taşıyan markaların sahibi olduğunu, anılan markaların uzun süredir kullanıldığını, kötüniyetli davalının müvekkili markalarıyla iltibas yaratan ve onlara tecavüz oluşturan, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak ve itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki 09.01.2012 gün ve 2012/2235 kod numaralı “… Akıllı Evim” ibareli, 7, 8, 9, 21, 35, 38, 41 ve 42.sınıf mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusu yaptığını, müvekkilinin itiraz ettiğini, itirazının YİDK tarafından red edildiğini ileri sürerek kararını iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, marka hakkına tecavüzü ve haksız rekabetinin tespiti ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE ve şirket vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların iletişim sektöründe faaliyette bulunduğu, davacının ”… AKILLI EV” ve ”AKILLI EV” ibareli markası bulunduğu, davalının ”… Akıllı Evim” ibareli başvurusu olduğu, davacı ve davalı markalarındaki ”Akıllı Ev” ibaresinin ürün ve hizmetlerin sunumuna yönelik içerik ve yöntemi gösterdikleri, bu haliyle anılan ibarelerin herkesin kullanımına açık bulunduğu, ayırt ediciliği bulunmadığından bu ibarelerin münferiden değil, ancak başka bazı sözcük ve şekillerle birlikte tescil edilebileceği, fakat bu tescillerin her birinin zayıf marka konumunda bulunduğu, davalının başvurusunun konusu olan işaretin sadece ”Akıllı Ev” ibaresinden oluşmadığı, aksine “… Akıllı Evim” ibare ve biçimli olduğu, bu işaretin de bir bütün olarak korunacağı, başvuru kapsamında bulunan 7, 8, 9, 21, 35, 38, 41 ve 42.sınıf ürün ve hizmetlerin bu ürün ve hizmetten yararlanacak olan kişiler bakımından satın alınması için çok ciddi bir araştırma yapılmasının gerektiği, her iki tarafın anılan tanıtım işaretlerini marka olarak eş zamanlı kullanımları sırasında bir iltibas doğmayacağı, davalının tescil ettirdiği işaretinin, davacının markaları ile kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetlere yanaştırma niyet ve arzusu ile hareket etmediği gibi böyle bir sonucun da doğmadığının açık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, davacının ”AKILLI EV” ibareli markasının tanınmış olmadığı, tanınmış da olsa davacı markası ile davalı başvurusu arasında
bu yönde bir benzerlik bulunmadığı, benzeşen unsur olan ”Akıllı Ev” ibaresinin sektörde bir çok firma tarafından diğer unsurlarla birlikte her iki taraftan önce fiilen uzun zamandan buyana kullanılmakta olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, bir kelimenin marka olarak seçilip tescil ettirilmesinin anılan kelime üzerinde marka sahibine tekel hakkı vermeyeceği, aksine, anılan kelimenin kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından iltibas yaratabilecek derecede benzerlerinin kullanılmasını engelleme hakkını sağlayacağı, somut olayda böyle bir hâlin bulunmadığı, yargılama konusu tetkikatın tescil belgelerinde bulunan işaretin orijinal hâline göre gerçekleştirilmesinin gerekmesi ve tescilden sonra fiili kullanıma konu edilecek işaret ve ambalaj kompozisyonlarını içermemesi, davalının fiilli kullanımda bir tecavüz yarattığı da ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.