Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/4792 E. 2017/3570 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4792
KARAR NO : 2017/3570
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı, icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekilinin, davalının müteahhitliğini yaptığı, Malatya ili merkez Kavaklıbağ mahallesi 296 ada 188 parselde bulunan binanın, 8 adet dairesinin sıva işini işçilik bedeli karşılığında yaptığını, davalının iş bedelini ödememesi üzerine yapılan takibe haksız itiraz edildiğini, … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/15 Değişik iş dosyasında yaptırılan tesbitte iş bedelinin 12.300,00 TL olarak saptandığını belirterek İİK’nın 67. maddesi uyarınca icra takibine itirazın iptâlini istemiştir.
Davalı vekili taraflar arasında akdî ilişki kurulmadığını, dava konusu sıva işinin taşeron …’a yaptırıldığını ve işin bedelinin bu kişiye ödendiğini, davacının …’ın işçisi olarak çalıştığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına itibar edilerek akdî ilişkinin kurulduğu kabul edilip bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Davacının yanlar arasında kurulduğunu ileri sürdüğü akdî ilişki, işin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK’nın 355. maddesi hükmü gereğince, bir “Eser” sözleşmesi niteliğindedir. Eser sözleşmesi yazılı şekle tabi bir sözleşme olmasa da kural olarak ve HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca yanlar arasındaki akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu davacı, yasal ve yazılı delillerle kanıtlamakla ödevlidir. HUMK’nın 289. maddesi hükmü uyarınca karşı tarafın açık onayı bulunmadıkça ve aynı Kanun’un 292.
maddesi gereğince “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde bir belgeye dayanılmış olmadıkça akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu tanık delili ile kanıtlayamaz. Varlığı iddia edilen alacağın miktarına göre, davalının açık muvafakati olmadıkça karşı çıkılan akdî ilişkinin tanık beyanı ile isbatı mümkün olmadığı gibi tanıkla isbatı mümkün kılan, yakın akrabalık, örf adet mevcut değildir. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir bilginin varlığı da iddia edilmemiştir. Açık muvafakat bulunmadan tanık dinlenmesi mümkün olmadığı halde dinlenerek beyanlarının hükme esas alınması doğru olmamıştır. Davacı akdî ilişkinin varlığını yazılı delille kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü, alacak likid olmadığı halde davalının icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik soruşturmayla yazılı şekilde varılan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 24.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.