YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9539
KARAR NO : 2017/12928
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Muhdesat Tespiti davasının kesin hüküm nedeniyle reddine, belirsiz alacak davasının davalılardan … yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tapuda ½ hissesi …, diğer ½ hisse ise … … adına kayıtlı bulunan 28074 ada 158 parselin 1000m2 lik kısmını, muris … oğlu davalı …’den 1996 yılında haricen satın aldığını, davacının satın aldığı kısım tescil edilmeden, davalılardan …’in babası … aleyhine icra takibi başlattığını, alınan yetkiyle …’in muris … mirasçıları aleyhine … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2008/1516 Esas ve 2009/1005 Karar sayılı dosya ile Ortaklığın Giderilmesi davası açtığını, bu davada davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatlara ilişkin iddiada bulunduğunu ve fakat paydaş olmadığınından talebinin reddedildiğini, Ortaklığın Giderilmesi davasında satışa karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, karar kesinleşmeden önce davacının … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/269 Esas ve 2011/339 Karar sayılı dosyada; dava konusu taşınmaz üzerindeki bina ve muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine, davacının haricen aldığı kısmın belirlenerek temliken tesciline ve mümkün olmadığı takdirde ise satın aldığı arsa ile inşa ettiği bina ve muhdesatların kaim bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiğini, Mahkemece, davacının dava konusu arsaya ev ve eklentilerini yaptığının anlaşıldığı, yapılan keşifte bina ve eklentilerinin değerinin 26.207,20 TL olarak belirlendiği, bu bedelin davalı … tarafından ödenmesine ancak, davanın konusu 10000TL olarak belirlendiğinden ve bu miktar harçlandırıldığından 10000TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, tapu iptal ve tescil talebinin ise reddine karar verildiği, yine davalılar … ve … yönünden açılan davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, kararın kesinleştiğini bu arada ortaklığın giderilmesi davasından verilen karar doğrultusunda … 3 Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/31 sayılı satış dosyasında satış işleminin gerçekleştiğini ve dava konusu taşınmazı … hazinesi tarafından satın alınmakla taşınmazın tamamına malik olduğunu,taşınmazın bedeli içerisinde davacının muhdesatlarının da bulunduğunu, bu nedenlerle davacının dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ev ve bahçesi ile zirai muhdesatların dava tarihindeki bedelinin davalılardan … ve Ortaklığın Giderilmesi davası sonucu sebepsiz zenginleşen diğer davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili; … tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu, herhangi bir sorumluluk ve sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını davacının delil olarak dayandığı davada da bu hususun tespit edildiğini ve … yönünden davanın reddine karar verildiğini, davacının menfaatinin bulunmadığı bu nedenle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … vekili; davalıyla davacı arasında hukuki bir sözleşmenin söz konusu olmadığını, davacının tapulu taşınmazı haricen satın aldığını, dava konusu yerin … adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle davacının iyi niyetli olmadığını, davalının senede dayalı icra takibi yaptığını, dava konusu yerin Hazineye satılması üzerine alacağının bir kısmını tahsil edebildiğini bu nedenlerle davanın husumetten reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı …’nin cezaevinde olması nedeniyle …’in vasi olarak atandığı ve süresinde cevap verilmediği ve duruşmalarda da beyanda bulunmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece; “Davacı vekili muhdesatın aidiyetinin tespitini mahkememizden ve 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/269 Esas sayılı dosyasından ayrı ayrı istemiş ve 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce taşınmaz üzerindeki muhtesatların davacıya ait olduğu belirlenip bedeline hükmedildiği için mahkememizde açılan bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerekmiştir, davacı öte yandan diğer davalılar … ve …’in muhdesatlar nedeniyle ihale ile yapılan satış sırasında kendisi aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini belirterek mahkememizden sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak muhdesatları için alacak davası açıp 5.000 TL talep etmişse de davacının muhdesatları için …’den ve Hazineden isteyebileceği alacak miktarının 5519,06 TL olduğu, bu miktarın 4486,27 TL sinden hazinenin, 1032,79 TL sinden …’in sorumlu olduğu, bu miktarın bilirkişi raporuna göre satış bedeli üzerinden tespit edildiği, satış bedelinden fazlasını davacının isteyemeyeceği, 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada mahkemenin davacıya muhdesatları için …’den tahsil edilmek üzere 10.000 TL ye hükmettiği, bu kararın da kesinleştiği, bu durumda davacının isteyebileceği miktardan fazlasına 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce hükmedilmiş olması nedeniyle ve bu karar da kesinleştiğinden davalılar … ve … aleyhine açtığı davanın bu sebeple reddine” gerekçesiyle davacının muhdesat aidiyetinin tespiti nedeniyle daha önce … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ve buna ilişkin karar verildiğinden mahkemede açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine davalılar yönünden şimdilik 5000 TL olarak açılan belirsiz alacak davasının ise … yönünden husumetten, diğer davalılar yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; uyuşmazlık konusu 28074 ada 158 parsel (eski 2241 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ev ve bahçesi ile zirai muhdesatların dava tarihi itibariyle bedelinin tespiti ile bedelinin davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde her ne kadar davanın muhdesat aidiyeti tespiti ile bedelinin belirsiz alacak davası olduğu yazılmışsa da dava dilekçesinin istem sonucunda ve davacının ön inceleme tutanağındaki talep ve beyanlarından muhdesat aidiyeti tespitiyle ilgili bir istek bulunmadığı halde bu istek hakkında kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Alacak davasıyla ilgili temyiz istemine gelince; davacının talebi ve halefiyet kuralı da dikkate alınarak mahkemece kesin hüküm olduğu düşünülen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/269 Esas ve 2011/339 Karar numaralı kesinleşen kararı taraflar yönünden davacının aleyhine kesin hüküm konusu olmadığı gibi, davacı taraf lehine güçlü delil teşkil eder. Çünkü; davacı taraf, şimdi açtığı belirsiz alacak davası ile ilk kesinleşen davada belirlenen 26.207,20 TL den harçlandırdığı 10.000TL lik kısım dışında kalan miktara yönelik bu davayı açtığı dosya kapsamından anlaşıldığına göre önceki kesinleşen 26.207,20 TL lik miktardan harcını yatırmadığı için lehine karar verilmeyen 16.207,20 TL hakkında bu davayı açtığı kabul edilerek talep miktarı da değerlendirilerek sonucu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde usul ve yasaya aykırı karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.