Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3915 E. 2017/6598 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3915
KARAR NO : 2017/6598
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ : … 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

Taraflar arasında görülen davada … 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2015 tarih ve 2013/266-2015/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili, fer’i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun’la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin rol aldığı ”…”, ”…” ve ”…” adlı filmlerin davalıya ait … logolu televizyon kanalında 28/07/2013, 12/08/2013 ve 18/08/2013 tarihlerinde yayınlandığını, bu filmlerin televizyon vasıtasıyla umuma iletim ve yeniden iletim haklarının müvekkili tarafından herhangi bir kişiye verilmediğini, müvekkilinin izni olmaksızın bu filmlerin televizyonda yayınlanmasından dolayı müvekkilinin icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek rayiç bedeller belirlenerek FSEK 68. madde gereğince rayiç bedelin 3 katı hesabıyla ve dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile … şirketi arasında yapılan lisans devir sözleşmesi ile davacının ücretini aldığını, şimdi herhangi bir bedel talep yetkisinin bulunmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıya ait … logolu yayın kuruluşunda, … adlı filmin 28/07/2013 tarihinde, … adlı filmin 12/08/2013 tarihinde, … adlı filmin ise 18/08/2013 tarihinde yayınlandığının RTÜK’ün yazısında anlaşıldığı, davalı ile yapımcı … arasındaki lisans ilişkisinin 5846 sayılı yasanın 80, ek-2 ve 54. maddeleri gereğince davacının mali hakkı konusunda lisans verme yetkisi bulunmayan fer’i müdahil … şirketinden sözleşme ile bu filmlerin yayın hakkını devraldığı savunmasının yerinde olmadığı, davacı …’ ın 1974 yılında filmlerin yapımı öncesinde veya sonrasında almış olduğu bedelin, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre 20 yıllık koruma süresinin sonuna kadarki ücrete ilişkin olduğu, bu sürenin dolmasından sonra koruma ortadan kalkacak ve artık sinema eseri yapımcısının da herhangi bir hakkı kalmayacak iken, koruma sürelerinin 70 yıla çıkarılması ve film yapımcıları ile
filmde rol alan oyunculara bağlantılı hak tanınmasıyla birlikte şartların değiştiği ve 50 yıllık ek koruma süresi ile yeni bağlantılı haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan herkese adil bir biçimde dağıtılması gerektiği, aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu filmlerde, replik sayısı, filmde göründüğü süre, replik süresi, kimlerle diyalogda olduğu, oynadığı karakterlerin senaryo içindeki önemi, hikayenin kimler etrafında döndüğü ve filmin konusunun ne olduğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapıldığında davacı …’ın bu üç filmde de ana kadroda yer aldığı ve davacının dava konusu filmlerde başrol oyuncusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, 1974 yılında sinema eserleri için yegane eser sahibinin yapımcı olduğu ancak yapımcının eser sahipliğinin 1994 yılında sona erdiği, bu filmlerde rol almış tüm oyuncuların aldıkları oyunculuk ücreti dışında mali hakların devri karşılığında almaları gereken bir bedel daha olması gerektiği, ancak 1995 yılı sonrası duruma göre en az % 2, en çok % 5 oranında oyuncuya tazminat ödenebileceği, dosyaya sunulan emsal sözleşmede yer alan 23 filmin 75 adet gösterim için belirlenen 1.200,00 USD+KDV esas alınmak suretiyle hesaplama yapıldığında, davacının film başına minimum 320 USD+ KDV, maksimum 800 USD+ KDV tazminat talep edebileceği, dava konusu filmler aynı dönemde benzer kadrolarla çekildiği için aralarında bir ayrıma gidilmediği, davacının, dava konunu filmlerdeki icralarına bağlı olarak, bağlantılı hak sahibi sıfatıyla film başına talep edebileceği bedelin, sadece gerçekleşen ve davaya konu edilen yayınlar için 320 USD +KDV olduğu görüşünün rapor edildiği, bu rakamın Türkiye’nin ekonomik koşulları, önceki raporlarda açıklanan rakamlarla önemli bir fark içermemesi ve emsal sözleşmedeki rakamlarla da uyumlu olması nedeniyle makul ve hakkaniyete uygun olduğu, % 18 KDV oranının eklenmesi sonucu bu rakamın 377.60 USD olduğu, 3 film için ise 377.60 x 3 = 1.132,80 USD olduğu, davacının icracı sanatçı oluşu ve ihlalin niteliği gözetilerek FSEK 68. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla makul rayiç bedelin 3.398,40 USD olduğu, 23.12.2013 tarihi itibarıyla USD/TL kurunun 2.0945 olması nedeniyle davacının dava konusu filmlerin gerçekleşen birer yayını için talep edebileceği toplam bedelin TL cinsinden karşılığının 7.117,95 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.117,95 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının icracı sanatçı olarak rol aldığı ”…, … ve …” adlı dava konusu filmler bakımından bağlantılı hak sahibi olduğu, davalının … logolu televizyon kanalında izinsiz yayınlanması nedeniyle icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahipliğinin ihlali nedeniyle FSEK 80. maddesine göre tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 05.04.2016 gün 2015/6889 E. 2016/3668 K. sayıkı kararında da benimsendiği üzere; uyuşmazlık konusu sinema eserleri 4110 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserlerde başrol oyuncusu olarak yer alan davacının başlangıçta icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliği bulunmamakla birlikte, 4110 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK’in 80. maddesi ile icracı sanatçılara tanınan haklar, aynı Kanun’un 21/02/2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi uyarınca 12/06/1995’ten önceki icraları da kapsadığından, davacı davada bahsi geçen sinema eserlerinde icracı sanatçı olarak 5846 sayılı FSEK’in 80. maddesi uyarınca komşu hak sahibi olmuştur.
Öte yandan, uyuşmazlık konusu sinema eserlerinin yapımının tamamlandığı 12/06/1995 tarihinden önce yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca da bir sinema eserinin sahibi onu imal ettirendir. Dolayısıyla, 5846 sayılı FSEK uyarınca eser sahibine tanınan mali ve manevi hak ve yetkileri herhangi bir sözleşme veya izne tabi olmaksızın elde eder. Bu bakımdan, somut olayın çözümünde FSEK’in 4110 ve 4630 sayılı kanunlar ile değişikliğinden önceki ve sonraki hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
4110 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki FSEK 8. maddesi uyarınca sinema eserlerinin eser sahibi için koruma süresi 20 yıl ile sınırlı iken, 4630 sayılı Kanun ile sinema eserleri hakkındaki uzatılmış koruma süresinin eser sahiplerine avdet etmesi neticesinde dava konusu filmlerin yapımcısı olan … ve Ticaret A.Ş. halen söz konusu eserler üzerinde tüm mali haklar kapsar şekilde eser sahipliği hakkına sahip bulunmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana getirilen dava konusu filmlerde o tarihler itibariyle icracı sanatçı hakları mevcut olmadığından; yapımcı/eser sahibi olan dava dışı … Ve Ticaret A.Ş. ile davacı arasında akdedilen sözleşme kural olarak belirli bir sonucun taahhüt edildiği işgörme sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Bu sözleşmeler de kural olarak eser sözleşmesi (BK m.355 vd., TBK m.470 vd.) niteliğindedir (…, Film Yapım Sözleşmesi, s.85, … 2015).
5846 sayılı FSEK 80/1-A maddesi 1. bendine göre icracı sanatçının ancak eser sahibinin izniyle gerçekleştirdiği icrası üzerinde komşu hak sahipliği vardır. Yine aynı maddenin 5. bendi uyarınca da icracı sanatçılar haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler. Dava konusu sinema eserlerinin meydana getirilmesi esnasında taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte, dava, yapımcı … ve Ticaret A.Ş. ile davacının başrol oyunculuğuna ilişkin şifahi sözleşme taraflarca ifa edilip söz konusu sinema filmleri 12.06.1995 tarihinden önce meydana getirildiğine göre, film yapımcısının (imalatçının) herhangi bir sınırlama olmaksızın eserden doğan bütün mali hakları iktisap ettiği, sonradan çıkarılan 4630 S.K. ile sinema eserlerini de kapsayacak şekilde icracı sanatçılara bağlantılı hak hak sahipliği hakkı tanınmış olmasının da eser sahibi olan film yapımcısının mali haklarına herhangi bir kısıtlama getirmeyeceği, zira davacının FSEK m. 80. ile sahip olduğu mali hakları filmlerin yapımı öncesinde yapımcıya uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile devrettiği, yapımcının eser sahibi olduğu ve FSEK 27/son maddesi uyarınca eser üzerindeki hakkının da 70 yıl süre ile koruma altında bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, eser sahibi olan yapımcı … ve Ticaret A.Ş. 5846 sayılı FSEK. uyarınca sahip olduğu ve koruma süresi devam eden eserlerin çoğaltılması, dağıtılması, temsil ve umuma iletimden oluşan mali haklarına dayalı olarak dava konusu eserler üzerindeki mutlak hak sahipliği kapsamında tasarruf yetkisi bulunduğundan davacının, eser sahibine veya eser sahibinden lisans sözleşmesi uyarınca yayın hakkını alan davalıya karşı bu filmlerin gösterimleri nedeniyle FSEK 80/1 uyarınca mali hak ihlali ya da elde edilen kazançtan sözleşmeye dayalı olarak uygun bir bedel talep hakkı bulunmamaktadır.
O halde, taraflar arasında başlangıçta akdedilen sözleşmeye aykırı bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi, davacının, davalıdan dava konusu sinema eserlerini eser sahipliğinin tanıdığı mutlak ve yasal haklar kapsamında yapımcı … ve Ticaret A.Ş.’den lisans sözleşmesi uyarınca … logolu televizyon kanalında yayınlanması nedeniyle icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliğinden doğan bir hak talebinde bulunamayacağı gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasını gerekmiştir.
2- (1) nolu bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı ve fer’i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının tüm, davalı ile fer’i müdahilin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.