YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/24984
KARAR NO : 2017/15030
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
14/04/2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000,00 TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 420,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün, cezanın türü ve miktarı itibarıyla temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
TCK’nın 61. maddesinin 5. fıkrasının ”Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.” şeklinde düzenlendiği; somut olayda ise mahkemenin hırsızlık suçundan hüküm kurarken belirlediği ceza üzerinden TCK’nın 61. maddesinin 5. fıkrasına uygun olarak sırasıyla, yaş küçüklüğü, etkin pişmanlık ve takdiri indirim sebeplerini uyguladığının anlaşılması karşısında; etkin pişmanlık nedeniyle yapılacak indirimin yaş küçüklüğü nedeniyle yapılacak indirimden önce uygulanması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suça sürüklenen çocuk 31.10.2013 tarihli celsedeki savunmasında suça konu kazanı hurdacıya sattıklarını, karşılığında aldıkları para ile bira alıp içtiklerini, müştekinin zararını gidermeye hazır olduğunu beyan ettiği, aynı celsede müştekinin alınana beyanında olaydan 3 gün sonra kazanın kendisine iade edildiğini, tüm zararının karşılandığını ifade ettiği, ancak suça konu kazanın nereden bulunarak ve kim tarafından müştekiye iade edildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığının anlaşılması karşısında; müştekinin zararının kim tarafından iade edildiği araştırılarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden; zararın suça sürüklenen çocuk tarafından karşılandığı kabul edilerek TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-UYAP üzerinden alınan nüfus kaydına göre suça sürüklenen çocuğun hükümden sonra 28.09.2015 tarih ve … numaralı tanıma senedi belgesi ile babası … … tarafından tanındığı ve ”…” soy ismini aldığı anlaşıldığından; gerekçeli karar başlığında suça sürüklenen çocuğun adının … … olarak gösterilmesi,
2-Suç tarihi 25.08.2013 olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında 30.08.2013-25.08.2013 olarak gösterilmesi,
3-Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, mahkemesince Baroya yazı yazılarak suça sürüklenen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, soruşturma ve kovuşturma evresinde atanan zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin suça sürüklenen çocuğa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olacak şekilde yargılama gideri olarak yükletilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, gerekçeli karar başlığından suça sürüklenen çocuk olarak gösterilen ”….’in” çıkartılarak, yerine ”…” isim ve soy isminin eklenmesi; gerekçeli karar başlığından suç tarihi olarak gösterilen ”30.08.2013-25.08.2015” tarihlerinin çıkartılarak, yerine ”25.08.2013” tarihinin eklenmesi; ayrıca hüküm fıkrasından suça sürüklenen çocuk hakkında zorunlu müdafiilik ücretlerinin tahsiline ilişkin cümlenin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Suça sürüklenen çocuk … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
1-Müştekinin 30.08.2013 tarihli kolluk beyanında, aynı mahallede iki adet evinin olduğunu, kullanmadığı evine hırsız girdiğini beyan etmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle içerisinde oturulmayan, sadece müştekiye ait bir takım eşyanın muhafaza edildiği eve girmesi şeklinde gelişen olayda, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nın 223/2-b. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre;
2-Suç tarihi 25.08.2013 olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında 30.08.2013-25.08.2013 olarak gösterilmesi,
3-UYAP üzerinden alınan nüfus kaydına göre suça sürüklenen çocuğun hükümden sonra 28.09.2015 tarih ve … numaralı tanıma senedi belgesi ile babası…. tarafından tanındığı ve ”…ang” soy ismini aldığı anlaşıldığından; gerekçeli karar başlığında suça sürüklenen çocuğun … … olarak gösterilmesi,
4-Suça sürüklenen çocuğun savcılık huzurunda alınan savunmasında; müştekinin evinin salonunda bakır kazan gördüğünü, salonun penceresini kırıp girdiğini, bakır kazanı pencereden çıkarıp bahçenin içerisinde duvar kenarında sakladığını, daha sonra gelip almayı düşündüğünü, aynı gün akşam saatlerinde kazanı sakladığı yerden alıp götürdüğünü beyan ettiği, suça sürüklenen çocuğun hırsızlık amacıyla girdiği müştekiye ait evden aldığı bakır kazanı evin bahçesine sakladıktan sonra suça konu kazanı almak amacıyla aynı suç işleme kararının icrası kapsamında müştekiye ait evin eklentisi sayılan bahçesine girdiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
5-Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, mahkemesince Baroya yazı yazılarak suça sürüklenen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, soruşturma ve kovuşturma evresinde atanan zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin suça sürüklenen çocuğa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olacak şekilde yargılama gideri olarak yükletilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 28/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.