Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/2215 E. 2017/23305 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2215
KARAR NO : 2017/23305
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK’nın 155/2, 62, 52 ve 53. maddeleri gereğince mahkumiyet

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Şikayetçi’nin üzüm tüccarlığı yaptığı, sanığın ise yanında işçi olarak çalıştığı, farklı firmalara 23 ton üzüm satışı yapan şikayetçinin, malları teslim etmesi için sanığı görevlendirdiği, bu şekilde sanığın piyasadan topladığı malları firmalara teslim etmek yerine üzüm tüccarlığı yapan tanık …’e satmak suretiyle menfaat temin ederek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda: Sanığın savunması, şikayetçi beyanı, tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre, şikayetçinin talimatı ile piyasadan topladığı malları teslim etmeyerek başkasına satan sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından sanığın mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18/06/2013 gün ve 2012/15-1351 Esas ve 2013/328 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Ancak, hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetli biçimde değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; katılanın sanıkla karşılıklı anlaşması üzerine şikayetinden vazgeçmiş olması, yedieminde bulunan bir kısım malların teslimine de rıza göstermesi de dikkate alınarak, TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde takdirin kullanılarak alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, sanık hakkında, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektiren hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve bu kriterler esas alınmadan, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının alt sınırdan fazla uzaklaşarak ceza tayin edilmesi,
2-Sanığın deposundan alınan ve yediemine teslim edilen bir kısım malların şikayetçiye teslimine rıza göstermesi, şikayetçinin de bu nedenle şikayetten vazgeçmesi karşısında; TCK’nın 168 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından, şikayetçinin zararının karşılanıp karşılanmadığı, yada kısmen karşılanmış ise kısmi ödemeye rızası olup olmadığının şikayetçiden sorularak etik pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.