YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12803
KARAR NO : 2017/6416
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2015 tarih ve 2011/511-2015/633 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 13/10/2001 tanzim, 15/07/2002 vade tarihli 13.000,00 TL bedelli borç senedinden dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek 13.000,00 TL’nin borç senedinin vadesinden, olmadığı taktirde 05/06/2008 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; borcun banka havalesi ile ödenmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tanık beyanları ve üm dosya kapsamına göre; davalı borcunu 10.000,00 TL ve 3.000,00 TL olarak davadışı … ve … tarafından davacıya yapılan havalelerle ödemiş olduğunu iddia etmiş tanık olarak ifadesine başvurulan … da durumu doğrulaşmış olup, … Bankasına havale işlemine ilişkin dekontların sorulduğu ancak on yıl geçtiği için dekontların bulunmadığı, bu ödemelerin davalının borcu için olmadığını savunan davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, ancak karşı tarafa yemin de teklif etmeyi reddettiği, bu durumda ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının ödeme savunmasını, sunduğu dekontlar ve tanık beyanlarıyla ispat ettiği, ispat yükünün davacı üzerinde kaldığı ve davacının iddiasını ispat edemediği gibi yemin teklifinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 201. madde hükmüne göre, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Bu kurala, senede karşı senetle ispat kuralı yahut senede karşı tanıkla ispat yasağı denir. Somut olayda davacının davaya konu ettiği alacağı senede bağlı olduğundan davalının da savunmasını senede karşı senetle ispat kuralı gereğince senetle ispatlaması gerekir. Her nekadar davalı tarafça havale dekontları delil olarak gösterilmiş ise de, üçüncü kişiler
tarafından davacnın banka hesabına yapılan havalelerin, dava konusu senedin ödenmesi amacıyla yapılmış olduğuna dair dekontlarda bir ibare bulunmadığı gözetildiğinde, davalının savunmasını bu dekontlar ile ispat edemediği, kaldı ki davacının senede bağlı iddialarına karşı tanık da dinletemeyeceği, bu durumda usulüne uygun delillerle savunmasını ispat yükünün halen davalı tarafta olduğunun kabulü ile değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ispat yükünün davacı tarafa yüklenmesi ve yemin teklifinin hatırlatılması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.