Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16069 E. 2017/16615 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16069
KARAR NO : 2017/16615
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davacının katkıları ile davalı erkek adına araç satın alındığını izah ederek ederek; fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla aracın edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiyesi ile alacak talep etmiş, harca esas değer 30.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Mahkeme tarafından verilen süre içinde sunmuş oldukları 04.05.2015 tarihli dilekçe ile taleplerinin; davacının ziynetlerinin bozdurulması ile aracın edinilmesine yaptığı katkıya karşılık olmak üzere 10.000,00 TL değer artış payı ile araç alınırken davalı adına çekilen banka kredisi yönünden tespit edilecek katılma alacağı olduğu açıklanmıştır.
Davalı … vekili, davalının kendi imkanları ile sağladığı 10.000,00 TL ve davalı adına çekilen banka kredisi ile aracın satın alındığını, kredi borcunun halen devam ettiğini, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL katkı payı alacağı ve 10.625,00 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 20.625,00 TL’nin karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu aracın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, aracın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihinde ki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde Mahkemece; tasfiyeye konu edilen araç için çekilen banka kredisinin tamamının evlilik birliği içinde ödendiği kabul edilerek yazılı şekilde katılma alacağına hükmedilmiş ise de, gerekçe dosya kapsamı ile örtüşmemektedir.
Taraflar 17.07.2011 tarihinde evlenmiş olup, 11.01.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 07.03.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Tasfiyeye konu edilen araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 16.10.2012 tarihinde davalı erkek adına satın alınmıştır. Araç alımında kullanıldığı tarafların kabulünde olan Vakıfbank kredi evrakları incelendiğinde, 15.10.2012 tarihinde davalı adına 20.000,00 TL tüketici kredisi çekildiği, 48 ay vadeli bu kredinin sadece iki taksitinin evlilik birliği içinde, geri kalan taksitlerin ise mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden sonraya tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; banka kredi borcunun mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeleri, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiyenin gerçekleştirilmemesi hatalıdır.
Mahkemece, yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun şekilde banka kredi borcu gözetilerek davacı lehine artık değere katılma alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.