Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/40833 E. 2017/21006 K. 05.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40833
KARAR NO : 2017/21006
KARAR TARİHİ : 05.10.2017

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işverenlikte 23/01/2013- 09/08/2016 tarihleri arasında çalıştığını, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi hükmüne aykırı bir şekilde polis marifeti ile işyerinden çıkartılarak iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının son bir yıl içerisinde haber vermeden işi terk etmeye, dilediği saatte gidip gelmeye başlaması üzerine birçok sefer uyarıldığını, savunma istendiğinde “verin tazminatımı gideyim, tazminatımı vermezseniz siz bilirsiniz” dediğini, 07/08/2016 tarihinde mesaisi bitmeden işyerini terk etmesi üzerine savunmasının istendiğini, 09/08/2016 tarihinde istediği zaman gidip geleceğini, kendisine para verilmediği takdirde gitmeyeceğini söyleyip restaurant içerisinde huzursuzluk çıkardığını, müşterilerle ilgilenmediğini, müşterilere ait masalara işgal ederek problem çıkarmaya devam etmesi üzerine Yıldızevler Polis Merkezine başvurularak polis eşliğinde işten çıkartılabildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli nedenle fesh edilip edilmediği noktasında kaynaklanmaktadır
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.maddesi hükmüne göre işverene ispat etmek zorundadır.
Davalı işverenlik, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat edememiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalı işyerinden polis nezaretinde çıkartılmış ise de, bu durumun akdin devamının kendisinden beklenemeyecek derecede fesih sebebi olduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır. Fesih bildirimi yazılı olarak yapılmamış, fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemiştir. Davacının savunması da alınmamıştır gerekçesiyle feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadeye karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
Davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davacıya yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, isnat edilen eylemi nedeniyle savunmasının alınmadığı, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının ispat külfetinin ait olduğu davalı işverenliğin bunu ispatlayamadığı gerekçeleriyle HMK’nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Somut olayda, davalı taraf iş sözleşmesini yazılı olarak feshetmemiştir. Ancak cevap dilekçesinde davacının mesai sırasında kimseye haber vermeden işi terk etmeye, dilediği saatte gelip gitmeye başladığı, işyerinde bulunan gerek müşterilere ve gerekse diğer personele karşı kaba ve kabul edilemez davranışlarda bulunduğu, son olarak iş yerini haber vermeden terk etmesi nedeniyle savunması istenmesi üzerine işyerinde kargaşa çıkarttığı, bu nedenle iş yerini terk etmesi istendiği neticeten polis eşliğinde iş yerinden çıkarılabildiği belirtilerek iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini beyan etmiştir. Davalı tarafça haklı nedenle feshe dayanılarak iş sözleşmesi sona erdirildiği gözetildiğinde artık yazılı fesih bildirimi geçerlilik koşulu değildir. Bu nedenle yazılı fesih bildirimi bulunmaması feshi geçersiz hale getirmez.
Davacının dosya içeriği ile tanık beyanları, soruşturma dosyasındaki mevcut beyanı ile sabit olduğu üzere davacının son dönemdeki işe geç gelme, haber vermeden iş yerini terk etme şeklindeki davranışlarının iş akışını bozucu nitelikte olduğu gözetildiğinde fesih sebebi yapılan olgu haklı neden oluşturacak ağırlıkta olmasa bile, davalıdan davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Bu nedenle davalıca yapılan feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Bölge Adliye Mahkemesi ve yerel mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar numaraları belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 164,30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.10.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.