YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7881
KARAR NO : 2017/14316
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Koymanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; tapusuzolan dava konusu yerin 60 yıldan beridir kendisinin ve atalannın zilyetliğinde olduğunu, davalıların bu taşınmazın 8 m21ik kısmına haksız olarak yol geçirmek istemiyle başlattıkları tecavüzün defi ve muarazanın men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar dava konusu yerin davacıya ait olmadığını,uzun yıllardan beri fındık bahçelerine ulaşmak için kullandıkları zaruri yol olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizce kesinleşen sulh hukuk mahkemesinin görevsizlik kararında da belirtildiği üzere Dava; mevkii ve sınırları yazılı bulunan taşınmaza yönelik Ayni hakka dayalı müdahalenin men’i davasıdır.
Somut olayda; dosya içerisinde bulunan… Kadastro Müdürlüğü’nün 20.05.2014 havale tarihli yazısından, davaya konu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının düzenlendiği ve kadastro çalışmalarının 31.01.2014 tarihinde tamamlandığı anlaşılmaktadır.
El atmanın önlenmesi davaları taşınmazın aynına ilişkin olup, kadastroyu ilgilendiren davalardır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. ve 27. maddeleri gereğince kadastro tespitinden önce genel mahkemelere açılan taşınmazların geometrik ve hukuki oturumlarını belirlemek görevi kadastro mahkemesine ait bulunmaktadır.
3402 sayılı Kanun’un 27/1. maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesi’ne re’sen devrolunur.” Aynı Kanun’un 26/son maddesi hükmüne göre de; “Kadastro Mahkemesi’nin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.“ Dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tutanağının düzenlendiği anlaşıldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca el atmanın önlenmesine ve muarazanın menine karar verme görevi de Kadastro Mahkemesine ait olduğuna göre, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Davacı vekilinin, temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde lduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun eçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının filiğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi