Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/41557 E. 2017/21917 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/41557
KARAR NO : 2017/21917
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 2011 yılının Mart ayından 15/08/2014 tarihine kadar davalıya ait işyerinde usta olarak çalıştığını, ancak ustalığın yanında garsonluk, kasa elemanlığı, ızgaracılık gibi her türlü işi yaptığını, fazla çalışma yaptığı halde fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil çalışması karşılıklarının, maaşının ve yıllık izin ücretlerinin ödenmemesi, sigortasının geç bildirilmesi ve bunun telafi edilmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davalıya ait işyerinde çalışmaya başlayan işçilerin sigortalarının işe giriş tarihi itibari ile eksiksiz olarak yapıldığını, davacının işe giriş tarihinin 11/09/2012 tarihi olduğunu, davacının işyerinde usta olarak değil, kurye ve garson olarak asgari ücretle çalıştığını, ücretlerinin her ay eksiksiz ödendiğini, yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, hafta tatili izin günlerini kendisinin belirlediğini, davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, davacının işten ayrılmadan önce sürekli olarak rapor aldığını, son raporunun bitimini izleyen tarihlerde mazeretsiz olarak işe gelmediğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararın, davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 28/06/2016 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının hafta tatili ücretinin tespiti konusunda ihtilaf bulunmaktadır.
Yargıtay Dairesi tarafından verilen bozma kararına uyulması sonunda, artık söz konusu bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar; usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Mahkemenin hafta tatili alacağının kabulüne dair kararı; hafta tatili çalışmasının tespitinde, davacı tanıklarının beyanları yerine, işyeri kayıtları ve davalı tanıklarının beyanlarının dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bozma sonrası bilirkişi raporunda, davacı veya davalı tanıklarının beyanları yerine, işveren tarafından tutulan 15 günlük devamsızlık tutanaklarına itibar edilerek, işyeri kayıtlarına göre davacının her hafta tatilinde çalıştığı sonucuna varılmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda hafta tatili alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, bozma öncesi bilirkişi raporunda davacının iki haftada, bir hafta tatilinde çalıştığı, diğer hafta tatili çalışmadığı sonucuna varılarak, buna göre hafta tatili alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Söz konusu karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir. Hal böyle iken, bozma sonrası bilirkişi raporunda davacının her hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek, davalı lehine usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil edecek şekilde, hafta tatili alacağının hüküm altına alınması hatalıdır. Bu nedenle, bozma öncesi kararda olduğu gibi, davacının bir hafta tatilinde çalıştığı, diğerinde çalışmadığı kabul edilerek, buna göre hafta tatili alacağının belirlenmesi yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Taraflar arasında davacının ödenmeyen ücret alacağının miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, bozma doğrultusunda davacının raporlu olduğu 24/04/2014-03/05/2014, 05/06/2014-14/06/2014, 16/06/2014-26/06/2014 tarihleri arasında fiilen çalışılmayan süreler için işverenin ücret ödeme yükümlülüğü bulunmadığı, davacının bu dönem için ücrete hak kazanamayacağı kabul edilerek, bu doğrultuda düzenlenen bilirkişi raporuna göre ücret alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, raporlu olunan süreler dışlanmak kaydıyla 2014 yılının mayıs, haziran ve temmuz aylarına ilişkin olarak üç aylık ücret hesabının yanında, 2011 yılı için bir ay, 2012 yılı için bir ay ve 2013 yılı için de bir ay olmak üzere toplam altı aylık ücret alacağı hesaplandığı görülmektedir. Her ne kadar davacı dava dilekçesinde, 2014 yılının son üç ayına ait ücretleri ile 2011, 2012 ve 2013 yılı ramazan ayına ait 3 aylık ücret alacağı olmak üzere toplam altı aylık ücret alacağı bulunduğunu ileri sürmüş ise de; bozma öncesi kararda davacının 2014 yılının son üç ayına ait ücret alacaklarının hesaplandığı, ücret alacağının bu miktarlara göre kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın davacı tarafça temyiz edilmediği dikkate alındığında, bilirkişi tarafından bozma sonrası üç ay üzerinden değil, altı ay üzerinden ücret alacağı hesaplanması davalı lehine usuli kazanılmış hak ilkesine aykırıdır. Kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
4-Bir diğer uyuşmazlık davacının raporlu olduğu süre için fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplanıp hesaplanamayacağı noktasındadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2014 yılının mayıs ayının tamamında, Haziran ayının ise 20 gününde raporlu olduğu kabul edilmesine rağmen, gerek fazla çalışma, gerek hafta tatili gerekse ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabında söz konusu süreler çalışılmış gibi değerlendirilerek, bu dönem için de hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının işyerinde fiili çalışmasının söz konusu olmadığı dönemde, fazla çalışma hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına hak kazanamayacağı açıktır. Hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edilmesi bozma sebebidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.