Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/43269 E. 2017/28839 K. 18.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/43269
KARAR NO : 2017/28839
KARAR TARİHİ : 18.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı şirkete ait işyerinde 13.01.2001 tarihinde işe başladığını, en son bölge sorumlusu olarak çalıştığını, iş akdinin iş veren tarafından 24.05.2013 tarihinde feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ulusal bayram genel tatil ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının tazminatlarının banka kanalıyla davacıya ödendiğini, davacının pazarlamacı olup, esnek çalışma saatlerinin olduğunu, fazla çalışmasının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı bakımından ödeme yapıldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından da davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu :
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağının bulunup bulunmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının pazarlamacı olarak çalışmaya başladığı, daha sonrasında bölge satış sorumlusu olarak çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının pazarlamacı olarak çalıştığı dönemde çalışmalarını kendisinin belirlediği bu nedenle fazla çalışma alacağının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, Mahkeme gerekçesinden bu sonuca nasıl varıldığı anlaşılamamaktadır. Zira davacının sadece pazarlamacı olması nedeniyle fazla çalışmalarını kendisinin belirlediği kabul edilemez. Yine Mahkemece davacının bölge satış sorumlusu olduğu dönemde en yetkili kişi olduğundan fazla çalışmasının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, dosyada bulunan 2012 yılı Ağustos ayından sonraki ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuklarının yapıldığı görülmektedir. Ayrıca davacının bölge satış sorumlusu olduğu dönemde en yetkili kişi olduğu ve çalışmalarını kendisinin belirlediği hususları dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. Bu eksik ve çelişkili hususlara rağmen Mahkemece yeterince araştırma yapılmadan davacının fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda öncelikle davacının tam olarak hangi dönemlerde hangi ünvanlarla çalıştığının organizasyon şeması da getirtilerek belirlenmesi gerekmektedir. Davacının pazarlamacı/satış elemanı olarak çalıştığı dönemlerin netleştirilmesinden sonra tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma alacağı çıkması halinde hesaplama yoluna gidilmelidir. Davacının bölge satış sorumlusu olarak çalıştığı dönemlerde ise, bu dönemde davacının davalı işyerinde en yetkili kişi olup olmadığı, davacının kendi çalışmasını belirleyip belirlemediği hususlarının organizasyon şeması da dikkate alınarak tespit edilmesi ve buna göre fazla çalışma ve genel tatil alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.