Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1473 E. 2017/4550 K. 20.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1473
KARAR NO : 2017/4550
KARAR TARİHİ : 20.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/02/2015 tarih ve 2014/411-2015/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin sermayesinin tamamı T.C Hazine Müsteşarlığı’na ait bir anonim şirket olduğunu, 406 sayılı Kanun’un ek 33. maddesinin düzenlenme amacının dönem itibariyle özelleştirme sürecinde olan davalının elinde bulunan uydu hizmetleri ve frekans haklarının özelleştirme kapsamı dışında bırakılarak devlet elinde kalmasının sağlanması olduğunu, kamunun haberleşme hakkına ilişkin haklarının sektörel manada hareket kolaylığı sağlanması amacıyla anonim şirket olarak kurulmuş olan tamamen kamu sermayeli şirketlerine bırakıldığını, davalı şirketin elinde bulunan frekansların davacı şirkete devri gerektiği halde mülkiyeti 406 sayılı Kanun’la şirketlerine bırakılmış 18 GHz bandı frekanslarının halen davalı şirket tarafından kullanıldığını öğrendiklerini, 5809 sayılı Kanun’un 6/1-g bendine göre Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Spektrum Yönetim Dairesi’ne 17/01/2013 tarihinde yazılan ve 18 GHz bandı frekanslarının kim üzerine kayıtlı olduğunu sorduklarını ancak cevap alamadıklarını, bu frekanslarının 406 sayılı Kanun’un ek 33. maddesinin yürürlük tarihi olan 02/07/2004 tarihinden itibaren terk etmesi gerekirken kullanmaya devam ettiği hususunun Sayıştay tarafından belirttiğini, bildirerek BTİK Spektrum Yönetim Dairesi’nde tutulan Milli Frekans Planında 18 GHz frekans bandının davacı şirkete tahsis edilmiş olup olmadığının tespiti ile bu tespit neticesinde ilgili frekans bandının davacı şirkete tahsisli olduğunun görülmesi halinde 02/07/2004 tarihinden itibaren işleyecek ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin 18 GHz frekansının ilgili spektrumunun hali hazırda kendi kullanımında olduğu gerçeğini göz ardı ederek sanki tüm frekans uydu haberleşmesi için kullanıyormuş gibi tüm frekans üzerinde hak iddia etmiş olduğunu, Türk Telekom’un Uydu Haberleşme Hizmetleri de dahil tüm haberleşme hizmetlerini sunmakla 1994 yılından beri yükümlü olduğunu, 18 GHz frekans aralığının 17,7 GHz-19, GHz aralığına verilen genel isim olup pek çok alt aralık ihtiva ettiğini, bu frekans aralığının Telsiz Genel Müdürlüğü tarafından davalıya tahsis edildiğini, herhangi bir işletmecinin frekansları kullandırmak suretiyle gelir elde etme hakkının olmadığı gözetildiğinde davacı şirketin hiçbir bedel talep edemeyeceğini savunmakla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının bahsettiği 18/ GHz bandı frekanslarının davacı üzerine tescil edileceğine ilişkin 406 sayılı Kanun’un ek 33. maddesinde, 5809 sayılı Kanun’da hüküm bulunmadığı, dava konusu 18 GHz bandının Milli Frekans Planlaması kapsamında sabit uydu ve mobil servisler için tahsis edildiği ve hatta 18.1 GHz bandının Türksat’a lisanslandığı tespit edilmekle davacı şirkete tahsis edilmemiş olan bu frekans bandından dolayı ecrimisil talebinde bulunmaya hakkı da olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.