Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/4614 E. 2017/9841 K. 05.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4614
KARAR NO : 2017/9841
KARAR TARİHİ : 05.12.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/4, 22/3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
(I)Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
Hüküm mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından 16/12/2014 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş ise de, 20/01/2015 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, bu yönden dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine,
(II)Sanığın temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, açıklanan gerekçeye göre, sanığın kusurlu olmadığına, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın idaresindeki araçla, geceleyin, aydınlatması bulunmayan, çift yönlü yolda seyri sırasında sola doğru virajı alamayarak karşı yönden gelen mağdur sürücünün şeridine geçmesi sebebiyle, diğer sürücünün de sanığın şeridine geçtiği sırada sanığın, yeniden şeridine dönmesi üzerine çarpışmaları neticesinde diğer araç sürücüsü ve diğer araçta yolcu olarak bulunan mağdurların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarıyla neticelenen olayda; sanığın yapılan ölçümde 1.77 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan dava açıldığı, dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması halinde Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, alkollü olarak araç kullanan sanığın TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği, bu suretle müsnet olayda mağdurların sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçmesiyle taksirle yaralama suçunun soruşturma ve kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi karşısında, sanığa dönüşen suç vasfı nedeniyle CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak TCK’nın 179/3-2. maddeleri gereğince trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanığın asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği kazada her iki mağdurun da basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmış olmaları ile hak ve nesafet kuralları gözetilerek temel cezanın alt ve üst sınırları arasında hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, teştitin derecesinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında orantısız ve fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında hükmedilen temel ceza olan 1 yıl 6 ay hapis cezasının TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırılması sırasında hesap hatası sonucu cezanın, 1 yıl 15 ay yerine, 2 yıl 3 ay hapis cezası olarak belirlenmesi sureti ile sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.