YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21613
KARAR NO : 2017/16643
KARAR TARİHİ : 12.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde …de edinilen taşınmazlar, araç, banka hesabında bulunan para ve ev eşyaları nedeni ile mal rejiminin tasfiyesi ile, 10.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, tarafların yurtdışında anlaşmalı olarak boşandıklarını, anlaşma gereği …deki mallarını davalıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı eşin evliliği kurtarmak adına yaptığı devirlerin bağış niteliğinde olduğu, ayrıca taraflarının yabancı mahkeme kararı ile mali konularda anlaştıkları varsayıldığından davacının yeniden alacak talep etmesinin iyi niyet ve hakkaniyetle bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak ve eşya alacağı isteğine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 285.maddesine göre bağış (hibe), bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise, bağışlayanın bir karşılık (ivaz) almaksızın, bağışlananın malvarlığında bir artış sağlamak, zenginleştirmek amacıyla malvarlığından belirli değerleri ona vermesi olarak tarif edilmiştir (Aydoğdu, Murat/Kahveci, Nalan: Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, … 2013, s. 344,Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. B., … 2002, s. 222). Her somut olayın özelliklerine göre, bağış iradesi açıkça ortaya konulabileceği gibi gizli (örtülü) şekilde de yapılabilir. Bu nedenledir ki, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzese de kazandırmanın salt bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilemez. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz (TBK m. 285/3).
Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemez. Eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.
Bu açıklamalar nedeniyle, devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir.
Bağışlamanın yukarıda açıklanan öğeleri gözetildiğinde, bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkının ya da kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmektedir (Gümüş, M. Alper: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C. 1, 3. B., … 2013, s. 205; Zeytin, Zafer:Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, 2.B., … 2008, s. 144).
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; tarafların yurtdışında tarafların aile birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile 14.11.2014 tarihinde karşılıklı anlaşarak…Devleti Mahkemesi’nin 14.11.2014 tarih, Demplatz 5/7, 4144 Arlesheim sayılı ve 14.11.2014 kesinleşme tarihli kararı ile boşandıkları, … 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2014/583 Esas, 2015/12 Karar sayılı ilamı ile boşanma kararının tanınmasına ve tenfizine karar edildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla; tenfiz kararı sadece yurtdışı boşanma ve boşanmaya ilişkin sonuçlar itibari ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacağa bakan mahkemeyi bağlar. … Devleti Mahkemesi’nin 14.11.2014 tarih, Demplatz 5/7, 4144 Arlesheim dosyasına sunulan 14.11.2014 tarihli anlaşmanın 3. maddesinde ‘Malvarlıkları açısından tarafların kendi aralarında anlaştıklarına Mahkeme kararının kesinleşmesi ardından UBS de bulunan kadın eşinde İpotek borçlusu olarak adının tescil edildiği borcun tamamen erkek eşin adına kaydına kadın eşin adının silinmesine ve akabinde … 17 adresinde ortak kullandıkları kendi adlarına kayıtlı (GB Muttenz Nr S 8150 und M8181) ortak mülk Ev’in erkek eşin adına kaydedilmesi için Mahkeme tarafından karar verilmesine, ilgili tapu dairesine ve UBS kararın tebliğine, / Bununla tarafların malvarlıkları açısından tamamen anlaştıklarına,’ düzenlemesinin yer aldığı, Mahkeme kararında da sadece …’deki taşınmazla ilgili anlaşmaya ilişkin hüküm bulunduğu görülmekle, anlaşma kapsamından …deki malvarlığının tasfiye edildiğine ilişkin sonuç çıkarılamaz. O halde, yabancı mahkeme kararında sadece yurtdışındaki mallara ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmasına ve Dairemizin uygulamalarına göre, duraksamaya yer vermeyecek şekilde bağış iradesinin ortaya koyacak beyan ve davranış yoksa, salt davacı tarafından davalıya devir yapılamasının tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli olmadığından davacının bağış iradesinin olduğuna yönelik dosya kapsamında bilgi ve belge de olmadığına göre, mahkemece iddia ve savunma kapsamında deliller toplanıp, deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.