Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/20804 E. 2017/19667 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/20804
KARAR NO : 2017/19667
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı-karşı davalı asıl davada, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine, davalı-karşı davacı karşı davada, kurumun uğradığı 7.355,00 TL zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin müşterilerin bilgisi dışında repo, vadesiz, vadeli mevduat hesaplarından imzalı-imzasız tediye fişleri yaptığı ve bunu kendi menfaati doğrultusunda kullandığı gerekçesiyle işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, işçinin müşterilere ait hesaplardan haksız bir şekilde zimmetine para geçirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı karşı dava dilekçesi ile davacı karşı dava ile işçinin zimmetine para geçirmesi nedeniyle oluşan zararının işlemiş faiziyle birlikte tazminini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/201 Esas, 2010/247 Karar sayılı dava dosyasına dayanılarak, davacının 18.06.2014 tarihinde işlemden kaldırılan asıl davanın yasal süresi içerisinde yenilenmemesi nedeniyle asıl davanın açılmamış sayılmasına, davalı/karşı davacının açmış olduğu tazminat davası hakkında 09.04.2013 tarihinde kesinleşen … Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyasında 6.586,46 TL zararın işçiden tahsiline ilişkin hüküm dikkate alındığında konusuz kaldığı gerekçesi ile karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı/ karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı/karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık kesin hükme konu alacak hakkında faiz talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal ( kazai ) kararlara tanınan yasal gerçeklik ( hakikat ) vasfıdır. Bu vasıf yargısal ( kazai ) kararların gerçeğe ( hakikata ) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir. Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.
Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.(6100 Sayılı HMK 303) maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden ( resen ) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik ( hakikat ) sayıldığından taraflarını bağlar.
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemede; (Yargıtay’da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay’da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) da, dahası bozmadan sonrada ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığı, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
Somut olayda davalı / karşı davacı, işçinin zimmetine geçirdiği miktarı işlemiş yasal faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verimesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı/karşı davacının zararının … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/201 Esas, 2010/247 Karar sayılı dava dosyasının temyizi üzerine Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi’nin 09.04.2013 tarihli 2011/7666 Esas, 2013/9407 Karar sayılı Onama ilamında “… 6.586,46 TL olan banka zararının sanık tarafından katılan bankaya ödenmesine …” hükmedildiği gerekçesiyle karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de varılan sonuç hatalıdır.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları: 1086 sayılı HUMK’nun 237.maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması, maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
6100 sayılı HMK’nun 303/1.maddesinde ise “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir tanım yapılmıştır.
Bu yasal düzenlemeler ışığında; karşı davanın konusunun zimmet nedeniyle oluşan zararın tazmini ve bu zarara bağlı, feri nitelikte, faiz istemi de dikkate alındığında, kesin hüküm kabul edilen Ceza Mahkemesinin kararında karşı davacının faiz talebi hakkında bir karar verilmediği görülecektir. İlk Derece Mahkemesi karşı davada talep edilen asıl alacak yönünden mahkeme bağlı ise de mahkemece faiz istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken asıl alacağın ödenmesine karar verilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hatalıdır.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.