Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/13642 E. 2017/5996 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13642
KARAR NO : 2017/5996
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12/11/2015 tarih ve 2012/333-2015/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde … ile sigortalı bulunan … Ofisi A.Ş’ye ait petrolün, 31.03.2006 tarihinde … plakalı tanker ile sevkiyatı sırasında davalının sevk ve idaresindeki aracın çarpması neticesinde tamamen zayi olduğunu, sigortalıya hasar nedeniyle ödenen 28.018,00 TL’nin 20.475,00 TL’lık kısmının trafik ve … sigorta poliçeleri kapsamında ödendiğini belirterek bakiye 7.543,00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın müvekkilinin tankere çarpması ile meydana gelmediğini, olay sebebiyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, bozmadan önce alınan raporlar ile … … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde aynı olayla ilgili olarak alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alındığı, 09.07.2013 tarihli raporda davalının kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/298 esas sayılı dosyasında alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı kusursuz olup davacının %100 kusurlu olduğunun belirtilmiş olması karşısında davanın reddine karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, aynı kaza nedeniyle açılan davada davalının kusursuz olduğu hususunun kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız fiil failinden meydana gelen zararın 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi (6102 sayılı TTK m.1472) gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra aynı kaza nedeniyle davalının kusursuz olduğunun … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dosyasında bozmadan önce alınan 09.03.2008 ve 07.04.2009 tarihli iki adet bilirkişi raporunda davalının %100 kusurlu olduğu, bozmadan sonra alınan
09.07.2013 tarihli Adli Tıp Kurulu raporunda yine davalının %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Buna karşın, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/301 E. ve 2007/277 E. sayılı dosyalarında ve … Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan raporlarda davalı kusursuz bulunmuştur. Bu durumda, değişik mahkemelerden alınan kusur raporları arasında çelişki olduğundan ve işbu davanın davacısı diğer davalarda taraf olmadığından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucu kesinleşen karar, işbu davada kesin delil oluşturmayacaktır. Buna göre, bozma ilamında belirtildiği gibi Adli Tıp Genel Kurulundan tüm raporları telafi eder şekilde yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Davacının, Nakliyat … Sigorta Poliçesi ile sigortaladığı akaryakıtın içinde bulunduğu … plakalı tanker ile davalı sevk ve idaresindeki … plakalı aracın 07/03/2006 tarihinde çarpışması sonucu tankerde bulunan ve zayii olan akaryakıt bedeli davacı tarafından sigortalısına ödenmiş, davalının olayda tam kusurlu olduğu iddiası ile aleyhine sigortacı tarafından eldeki dava açılmıştır.
Davacı, olayda davalının tam kusurlu olduğunu iddia etmekte,
Davalı ise kusursuz olduğunu savunmaktadır.
Olaya ilişkin 07/03/2006 tarihli trafik kazası tesbit tutanağında “… davalının dikkatsiz ve kontrolsüz araç kullanması neticesi direksiyon hakimiyetini kaybederek yine aynı istikamette seyreden … plakalı akaryakıt tankerinin sağ arka tampon kısımlarına kendi aracının öntampon ve kaporta kısımları ile arkadan çarpması, çarpmanın şiddeti ve yol zemininin ıslak olmasından dolayı direksiyon hakimiyetini kaybeden tankerin yan yatarak ve orta bariyerlerden güney yola geçmesi sonucu kazanın meydana geldiği, davalı sürücünün asli sürücü kusurlarından arkadan çarpma kuralını ihlal ettiği ve % 100 oranında kusurlu olduğu” düzenlenmiştir.
Davalı ise savunmasında, “kazanın trafik kaza tutanağında belirtildiği şekilde meydana gelmediğini, yakıt tankerinin gitmekte olduğu sağ şeritten, sol şeritte olan kendisini sollamaya başlayacağı esnada, tankerin sol şeride doğru girmeye başlaması ve sol bariyerler ile tanker arasına sıkışması sonucu meydana geldiğini, araç hava yastıklarının açılmadığını, aracın sol ön, arka kapı ve tampon bölgelerinde sol bariyerlere sürtme izlerinin mevcut olduğunu beyan etmiştir.
… plakalı tankerin net ağırlığı 8.800 kg, içerisindeki akaryakıt ise 14.163 kg (17.141 lt)dir. Davalı aracı ise… hususi araç olup net ağırlığı 1140 kg’dır.
… plakalı tanker aynı zamanda davadışı … Sigorta A.Ş’ye kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup, hasar bedelini sigortalısına ödeyen sigorta şirketi tarafından aynı davalı aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/298 esas sayılı dosyasında açılan davada her iki aracın olaydaki kusur ve oranları yönünden alınan muhtelif ve çelişik raporlar sonucunda davalının savunmalarına itibar edilen ve davalının kusursuzluğuna ilişkin rapora göre dava red edilmiş, karar derecattan geçmek suretiyle kesinleşmiştir.
Taraf delilleri ve karşı deliller, gerek eldeki dosyada ve gerekse kesinleşen dosyada aynı deliller olup, davacı tarafca … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/298 esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen kararı hükümden düşürecek güçte başka bir delil sunulmuş değildir.
Bu halde, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/298 esas sayılı dosyasında verilen karar, eldeki dava yönünden güçlü delil oluşturmaktadır.
Nitekim, Türk Hukukunda, tarafların daha sonra açılan davada farklı olması durumunda, vakıalar ve dava konusu ayni olsa dahi önceki kesin hükmün kesin delil olmadığı, güçlü bir takdiri delil olduğu kabul edilmektedir. Bu durum, kesin hükümle sonuçlanan davanın taraflarından birinin üçüncü kişiye karşı açtığı veya üçüncü kişinin ilk davanın taraflarından birine karşı açtığı, konusu ve sebepleri aynı olan dava bakımından geçerlidir.
Medeni Usul Hukukunda kesin ve takdiri delil olmak üzere iki tür delil kategorisi mevcut olup, güçlü delil şeklinde bir kategori bulunmamakla birlikte Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Kural olarak bu ifade, takdiri delil ile isbatın mümkün olduğu durumlarda, somut uyuşmazlıkta mahkemeye sunulan bir takdiri delilin ispat bakımından gücünü anlatmaktadır. Burada kastedilen, takdiri bir delil olarak değerlendirilen bu kesin hükmün, aksi yönde karar verilecekse iyi bir gerekçesinin olması gerektiğidir. Nitekim Yargıtay Kararlarında, güçlü delilin aksinin yine güçlü delille isbatlanması gerektiğinden bahsedilmektedir.
Güçlü delil ile kastedilen, delilin hakimi inandırma gücü ile ilgilidir. Bu sebeple güçlü delil ile anlatılmak istenen, kesin delil olmadığı için hakimin bağlı olmayacağı ve takdir hakkının bulunduğu, ancak takdiri delil olarak değerlendirilirken de hakimi inandırma gücünün yüksek olduğu bir durumdur. Bu durum şöyle açıklanabilir: Hakimin tarafları farklı olan kesin hüküm ile görülmekte olan davada bağlı olmadığı kabul edilse de, daha önce taraflardan biri ve dava sebebi aynı olan ilk davada varılan sonucun, görülmekte olan bu davada tekrar tartışılmasına gerek görülmeyerek söz konusu vakıanın ispat edilmiş sayılması beklentisidir. Hakim bu sebeple kesin hükmü dikkatle değerlendirecek ve eğer kesin hükmü görülmekte olan davada dayanak olarak kabul etmeyecekse de bunun gerekçelerini çok açık ve anlaşılır şekilde açıklayacaktır. Buna karşılık hakim, başkaca bir delile gerek olmaksızın da kesin hükme dayanarak vakıayı ispat edilmiş kabul edebilir, aslında kendisinden beklenen de budur. Bu konu, delilin hakimi inandırma gücüyle ilgilidir. Kesin hüküm, daha önce bir mahkemece incelenmiş bir davanın sonucunda ortaya çıktığına göre, hakimin bu kesin hükme daha kolay ve çabul inanması, sadece bu kesin hükümle yetinmesi mümkündür. (… 2009/Özel sayı Yrd. Doç. Dr. …
Sonuç olarak, aynı maddi vakıaya ilişkin … 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/298 esas sayılı dosyasında açılan davada, davalının kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği, eldeki davada davacının kesinleşen hükmü güçten düşürecek daha başka ve güçlü delilin ibraz edilmediği, bu halde kesinleşen kararın eldeki dava yönünden güçlü bir takdiri delil teşkil ettiği dosya içeriği ile sabittir.
Mahkemelerin aynı uyuşmazlığa tekrar bakarak meşgul olmaması ve çelişik kararlara engel olunmasına yönelik menfaatin üstün tutulması hususu da dikkate alındığında usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması yerine yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.