Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/7363 E. 2017/19704 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7363
KARAR NO : 2017/19704
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/04/2005-01/11/2012 tarihleri arasında davalı şirkete ait otelin mutfak kısmında alakart şefi olarak, en son net 1.800,00-TL ücretle, haftanın 7 günü 07:30 ila 22:30 saatleri arasında, resmi tatil ve dini bayramlar dahil ve yıllık izinlerini kullanmadan aralıksız çalıştığını ancak ek bir ödemenin yapılmadığını ve iş akdinin sebep gösterilmeden haksız bir şekilde feshedilmesine rağmen tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ve fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkiline ait işyerinde mevsimlik olarak çalıştığını, en son iş akdinin sezon sonunda askıya alındığını, işe davet yazısına rağmen davacının işe başlamadığını, bu yüzden iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmiş sayılması gerektiğini ve davacıya hak ettiği işçilik alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna ve davacının iş akdinin 19.10.2012 tarihinde askıya alındığı, askı tutanağı altında davacının imzasının bulunduğu, askı tutanağı altındaki imzaya davacının bir itirazın bulunmadığı, bu durumda davacının 1.11.2012 tarihinde sebepsiz yere işveren tarafından işten çıkarılmasının söz konusu olmadığı, davalı işveren tarafından 7.2.2013 tarihinde işe davet bildirimi davacıya gönderildiği, işe davet bildiriminin tebliğine ilişkin evrakta tebliğin 18.3.2013 tarihinde … isimli şahsa yapıldığının anlaşıldığı, nüfus kayıt örneğine göre … isimli şahsın davacının kardeşi olduğu, bu şahsın mernis adresi incelendiğinde ise davacıyla aynı konutta oturmadıklarının anlaşıldığı, bu anlamda tebligatın Tebligat Kanununun ilgili hükümlerine uygun olmadığı, ancak iş akdinin sona erme şekli, davacının sezon başlamadan önce davalı işyeri ile çalışma niyet ve arzusunun olup olmadığı hususları dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek açıklığa kavuşturulması gerektiği, işveren tarafından gönderilen ihtarnamenin sırf şekli şartlara aykırılık nedeniyle geçersiz oluşu sadece bu nedenle işveren aleyhine yorumlanmaması gerektiği, davalı işveren tarafından dava tarihinden önce gönderilen ihtarnamenin samimi olmadığını söylemenin mümkün olmadığı, öte yandan davalı işverenin tebligat parçasının usulüne uygun olup olmadığını denetleme yükümlüğü olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde dahi davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde davacının 26.1.2013 tarihinde dava dışı 1037930 sicil numaralı işyerinde çalışmaya başladığı, 2013 yılı sezon sonuna kadar 1037930 ve değişik sicil numaralı farklı işyerlerinde kesintisiz çalıştığının anlaşıldığı, davacının dava dilekçesindeki iddiası sezon sonunda işten çıkarılmasına ilişkin olduğu, oysa yargılama aşamasında davacının iş akdinin gerçekte askıya alınmış olduğunun anlaşıldığını, davacı aşamalardaki beyanında iş akdi askıya alınan işçinin usulüne uygun davet edilmediğinden bahisle iş akdinin haksız feshedildiğini iddia ettiği ancak davalı işveren tarafından işe davet iradesine sahip olunduğu da dosyaya sunulan tebliğ evrakından anlaşıldığını, işveren aleyhine olan tek hususun ise tebligatın usulsüz yapılmış olması olduğu, bu konuda davalı işverenin bir kusuru bulunmadığı, davacı sezon sonunda farklı bir işyerinde çalışmaya başlamakla eski işyerine dönme niyetinde olmadığını gösterdiği, açıklanan tüm bu hususlar nedeniyle dava dilekçesinde davacının ödenmeyen bir kısım işçilik alacaklarının bulunduğunu ifade etmesi nedeniyle iş akdinin askı süresi içerisinde ücretlerin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle davacı tarafından feshedildiği sonucuna varıldığından kıdem tazminatı talebinin kabulüne, ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği; gerekçesine dayanılarak, hafta tatili ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi, kıdem ve fazla mesai talebinin kabulüne ve ulusal bayram ve genel tatil alacağının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre taraflar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş sözleşmesinin hangi tarafça ne şekilde feshedildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır.
Öncelikle mahkemece yazılı gerekçe ile iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun değildir. Zira, davacı iddiası iş akdinin işveren tarafından sebep gösterilmeden haksız bir şekilde feshedildiğine yönelik olup davacı tarafından mahkemenin kabulü gibi bir vakıa iddia edilmemiştir.
Davacı yukarıda belirtildiği gibi iş akdinin davalı tarafından sebepsiz ve haksız şekilde feshedildiğini ileri sürmekte, davalı taraf ise, davacının fesih tarihi olarak belirttiği tarihte iş akdinin feshedilmediğini askıya alındığını, yeni sezonda da davacıya işe davet yazısı gönderilmesine rağmen davacının işe başlamadığını savunmaktadır.
Dosya içinde bulunan 19/10/2012 tarihli belgede, davacının iş akdinin 19/10/2012 tarihinde askıya alındığı ve bu belgenin aynı tarihte davacının imzası alınarak davacıya tebliğ edildiği, 07/02/2013 tarihli belgede ise, davacıya 2013 yılı sezonu için, işe davet edildiği, 15 mart tarihine kadar iş başı yapıp yapmayacağı konusunda mektupla ilk müracaatı yapması, işbaşı yapılacak ise işbaşı yapılacak günün bildirileceği, yapılmayacak ise sigorta işlemleri için bizzat işyerine gelmesi istendiği ve bu belgenin davacıya PTT kanalıyla davacının işyerine bildirdiği ve ikamet ettiği adrese gönderildiği anlaşılmaktadır. Ancak anılan işe davet yazısı, dosyadaki Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) tebliğ mazbatasında davacıya 18/03/2013 tarihinde tebliğ edildiği yönünde şerh taşıyor ise de, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nin (PTT) http://gonderitakip.ptt.gov.tr/ internet adresinde yapılan sorgulamada davacıya 18/02/2013 tarihinde tebliğ edildiğinin kayıtlı olduğu görülmüştür.
Bu çelişki nedeniyle mahkemece, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinden (PTT) anılan işe davet yazısının davacıya ne zaman tebliğ edildiği sorulup tespit edildikten sonra, şayet yazı dosyada bulunan tebliğ evrakında olduğu gibi 18/03/2013 tarihinde tebliğ edildiği tespit edildiği takdirde, davalı işverenin işe davetinde samimi olmadığı ve bu suretle iş akdini haksız olarak feshettiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının kabulü, aksi halde yani tebliğin internet adresinde olduğu gibi 18/02/2013 tarihinde yapıldığı tespit edildiği takdirde ise, davalı tarafın samimi bir şekilde davacıyı işe davet ettiği ancak bu davete rağmen davacının haklı bir neden göstermeden işe başlamadığı ve iş akdini haksız şekilde feshettiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırmayla, tarafların iddia etmediği bir vakıaya dayanarak yazılı şekilde karar vermesi isabetsizdir.
3- HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemece infazda tereddüt uyandıracak şekilde, hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa bürüt mü olduğunun hükümde gösterilmemesi HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olup, bir başka bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 04/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.