YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17047
KARAR NO : 2017/26069
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, mala zarar verme, yaralama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ve CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen müşteki …’un soruşturma aşamasında şikayetçi olduğunu belirtmiş olmasına, kovuşturma aşamasında ise hakları hatırlatılıp davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış olmasına göre, temyiz dilekçesinin içeriği karşısında, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca müşteki …’un davaya katılmasına karar verilerek dosya görüşüldü:
A-Sanık … hakkında silahlı tehdit suçundan verilen kararın niteliğine göre yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, katılan … ve sanık … müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası istekleri hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINIB-Diğer hükümlere yönelik temyize gelince,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık … hakkında mala zarar verme eyleminden kurulan hükmün incelenmesinde; sanığın mala zarar verme suçunu silahlı tehdit ile birlikte işlemesine göre;
Sanığa yükletilen mala zarar verme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
2-Sanık … hakkında mala zarar verme, yaralama ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması eylemlerinden, sanık … hakkında yaralama ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması eylemlerinden verilen beraat kararlarının da usul ve yasaya uygun olduğu,
Anlaşıldığından O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan sanık … ve katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Sanığın, tehdit eylemini, katılan sanık …, müşteki … ve müşteki …’ın da bulunduğu araca ateş etmek suretiyle tek bir fiil ile gerçekleştirdiğinin iddia edilmesi karşısında, sanığın müşteki … dışındaki diğer müştekilere karşı kastı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
b-Sanığın aşamalarda, katılan sanık …’ün, kendilerine tüfek doğrultuğunu görmesi üzerine paniğe kapılıp iki el ateş ettiğini” savunması karşısında, olaya ilişkin tanıklar dinlenip, ilk haksız hareketin kimden geldiği araştırılarak, sonucuna göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
c-Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık … ve Katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.