Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/33004 E. 2014/35564 K. 15.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33004
KARAR NO : 2014/35564
KARAR TARİHİ : 15.12.2014

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, prim alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 15.12.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ

Davalı bankada belirli süreli hizmet akdi ile müşteri temsilcisi olarak çalıştığını ve kendisine verilen ücretin yetersizliği nedeniyle 28.09.2005 tarihinde istifa ettiğini beyan eden davacı işçi, istifa tarihinden iki ay sonra, işveren tarafından 2005 yılı birinci ve ikinci dönemi için şube performansı nedeniyle tüm çalışanlara 5.000,00 TL prim ücreti ödendiğini ve bu ücretin kendisine de ödenmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, banka çalışanlarına anılan dönem için sözkonusu miktarda prim ödemesi yapıldığını herhangi bir şekilde ispatlayamamıştır.
Ekonomik bir menfaatin hak olarak talep edilebilmesi için ya kanuni ya da sözleşmesel bir hükme dayanılması, böyle bir düzenlemenin yokluğu halinde, sözkonusu menfaatin işyeri uygulaması ile verildiğinin ortaya konulması ve ispatlanması gerekir. Davaya konu olayda şube performansı nedeniyle tüm çalışanlara belli koşullar altında belirli
bir miktar paranın performans primi olarak ödeneceğine dair herhangi bir normatif hüküm yoktur. Ayrıca davacı, anılan primin işyeri uygulaması ile ödendiğini de hiçbir şekilde ispat etmiş değildir.
Somut olayda tartışmalı olan husus, sözü edilen dönem için şube performans priminin tüm işçilere ödenip ödenmediği ile yapılan ödemenin 5.000,00 TL olduğudur. Hukukun temel prensibi gereğince, alacağı olduğunu iddia eden davacı bunu ispatla yükümlüdür. Dosyada talep dışında ispata dair herhangi bir delil yoktur. Davalı işverenin; prim ödemesi olmadığını, böyle bir ödeme olsa da, anılan miktarda olmadığını ispat etme yükümlülüğü yoktur. Ayrıca, bilirkişi raporu, talep edilen prim alacağı konusunda herhangi bir hesaplama içermeyip prim alacağına hak kazanıldığına ilişkindir. Bilirkişi raporu, davaya konu uyuşmazlık konusunda kendisinden istenen tespitin işyerinde yapılamadığını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla raporda herhangi bir değerlendirme, inceleme ve hesaplama söz konusu değildir. Benzer şekilde mahkeme tarafından yapılmış herhangi bir değerlendirme de yoktur. Hüküm, belli bir normun, maddi olgunun veya delilin değerlendirilmesine, incelenmesine veya yorumlanmasına dayanmamaktadır. Mahkemenin yaklaşım tarzına göre aynı dönemler içinde 20.000,00 TL prim ödemesi yapıldığının iddia edilmesi halinde benzer hüküm verileceği açıktır.
Nihayet, davaya konu olayda anılan dönemler için 5.000,00 TL prim ödemesi yapıldığı kabul edilse bile bunun fiili çalışma süresine oranlanması gerekir. Çünkü iddia edilen ve ödenip ödenmediği herhangi bir şekilde ispat edilemeyen prim ödemesi 12 aylık süreye ilişkindir. Oysa davacı işçi prim ödemesi yapıldığı ileri sürülen yıl içinde 9 ay kadar fiili çalışmada bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 15.12.2014