YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38955
KARAR NO : 2017/19353
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ : Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. Tüysüzoğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalılardan …. ve Ltd Şti.’nin işçisi olarak, asıl işveren diğer davalıya ait … .. Baş Müdürlüğünde dosta dağıtıcısı olarak çalışmakta iken, iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından yazılı bildirim yapılmadan feshedildiğini, feshin haklı veya geçerli bir sebebe dayanmadığını, davalılar arasındaki alt işveren-asıl işveren ilişkisinin muvazaaya dayalı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı .. A.Ş. vekili, yetki itirazında bulunarak, davalı Kurum ile diğer davalı şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle ihale makamı olan kurum yönünden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, yetki itirazı ileri sürerek öncelikle davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacının iş sözleşmesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı sebebiyle feshedildiğini, davacının yapmakla yükümlü olduğu işi layıkıyla yapmadığını, bu hususta savunması alınmak suretiyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin 20.05.2015 tarihinde feshedildiği, feshin davacıya 23.05.2015 tarihinde bildirildiği, dinlenen tanıkların beyanları dikkate alındığında davacının iş sözleşmesinin, işverence düzenlenen 18.05.2015 tarihli tutanağa göre 29 adet posta evrakının gönderiminin geciktirilmesi sebebiyle feshedildiği, söz konusu geciktirmenin kabul edilebilir seviyede olmadığı, işverence yapılan feshin haklı sebebe dayalı olduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının iki adet iadeli taahhütlü gönderiyi adreste aile bireylerinden birine teslim ettiği halde teslim listesine “bizzat kendisine” şeklinde şerh düşmesi ile ilgili ilk olayda, ilgilinin şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonucunda, davacının yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ancak dosya içinde bu uyarının yapıldığına dair belgeye rastlanmadığı, ikinci olayla ilgili olarak 18.05.2015 ve 20.05.2015 tarihlerinde dağıtıma çıkartılmadığı tespit edilen gönderilerle ilgili tutanak tutularak 25.05.2015 tarihinde şekli olarak davacının savunmasının alındığı, davalı alt işverenin cevap dilekçesinde feshin hem haklı sebebe hem de geçerli sebebe dayandığını ileri sürdüğü, ancak olayda davacının yapmakla ödevli olduğu görevleri hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar etmesi durumunun söz konusu olmadığı, davacının iki eyleminin birbirinden bağımsız olup süreklilik de arz etmediği, bu bakımdan haklı sebeple fesihten söz edilemeyeceği, geçerli sebep bakımından yapılan değerlendirmede ise, davacının savunmasında “23.05.2015 tarihinde ilgili sayılı yazı şirket yetkilisi tarafından tarafıma teslim edilmiştir.” şeklinde beyanı var ise de, bu yazının içeriğinin ne olduğunun anlaşılamadığı, davacının savunmasının devamında “ilgili dilekçeye itiraz ediyorum ve haksız ve hukuka aykırı olarak iş aktime son verilmesi nedeniyle işe iademi talep ediyorum” şeklindeki beyanından kendisine tebliğ edilen yazının fesih bildirimi olduğu anlaşıldığından, davacının fesihle birlikte savunmasının alındığı, böylece davacının gerçek anlamda savunması alınmadan iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmakla feshin geçersiz olduğu kanaatine varılarak, davacının istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının davalı …. ve Ltd Şti.’ndeki işe iadesine, davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi ve fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine, davacının işe iade için işverene kanuni süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karara karşı yasal süresi içerisinde davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin haklı veya geçerli sebeple feshedilip edilmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre işveren, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. İşçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir.
Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlenmeli, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Şüphesiz, işçinin iş sözleşmesinin ihlali işverene derhal feshetme hakkını verecek ağırlıkta olmadığı da bu bağlamda incelenmelidir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
İşçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda, posta dağıtıcısı olarak görev yapan davacı hakkında, önce 13.10.2014 tarihinde taahhütlü gönderiyi ilgisinden bir başkasına tebliğ ettiği gerekçesiyle soruşturma açıldığı, soruşturma sonucunda düzenlenen muhakkik raporunda davacının yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve yazılı uyarının yapıldığı; son olarak da 18.05.2015 tarihli tutanak ile davacının 28.04.2015-12.05.2015 tarihleri arasında 29 adet posta evrakının dağıtımını geciktirdiğinin tespit edildiği; son olarak da 20.05.2015 tarihinde dağıtım servisinde yapılan kontrolde taşeron firma elemanı davacının 11.05.2015 tarihinde 34 adet, 15.05.2015 tarihinde 108 adet olmak üzere toplam 142 adet icra müdürlüklerine ait gönderileri çekmecesinde sakladığının tespit edildiğine dair tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bu tutanaklar üzerine davalı kurumun diğer davalı şirkete hitaben yazdığı 20.05.2015 tarihli yazıda davacının “görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği, iş şartlarına intibak etmediği, yakınma ve şikayetlere mahal verdiği, şirketin prestijinin kamuoyu nezdinde etkilenmesine zemin hazırladığı Kurum idarecilerini müşteriler nezdinde zor durumda bıraktığı anlaşıldığından, firma ile şirket arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davacının iş sözleşmesi feshedilip aynı nitelikleri taşıyan bir işçinin temin edilerek ivedilikle göreve başlaması” gerektiği bildirilmiştir. Davalı alt işverenin, asıl işverenin söz konusu yazısı üzerine davacının 25.05.2015 tarihli savunmasını alarak iş sözleşmesini feshettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Her ne kadar davalılar tarafından iş sözleşmesinin hem haklı hem de geçerli sebeple feshedildiği ileri sürülmüş, ayrıca fesih yazısında, feshin yasal dayanağı ortaya konulmamış ise de, hukuki niteleme hakime aittir. Hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince davacının açıklanan davranışlarının haklı sebep ağırlığında olduğu değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararında ise, davalı şirketin feshin hem geçerli hem haklı sebebe dayalı olduğunu ileri sürdüğü, davacının SGK işten ayrılış bildirgesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık sebebiyle işveren feshi şeklinde (kod 29) bildirildiği, ancak toplanan delillere göre İş Kanunu’nun 25/2 maddesinin (h) alt bendi kapsamında davacının yapmakla ödevli olduğu görevleri hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar etmesi halinin söz konusu olmadığı, böylece somut olayda haklı sebep bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Somut olay bakımından Bölge Adliye Mahkemesinin haklı sebep bulunmadığına yönelik tespiti isabetli olup, davacının posta evraklarını zamanında teslim etmeme yönündeki davranışının haklı sebep ağırlığında olmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, davalı asıl işveren tarafından tutulan tutanak, dinlenen tutanak tanığının beyanı, cihet listeleri ve gönderi listelerine göre davacının dağıtım ile yükümlü olduğu 29 adet posta evrakının vaktinde dağıtmayarak dağıtımı geciktirdiği, gecikme süresinin 9-10 gün olduğu sabit olduğuna göre, davacı işçinin bu davranışın işyerinde olumsuzluklara sebep olduğu, işverenin işletmesel menfaatlerine zarar verdiği açıktır. Asıl işverenin alt işverene hitaben yazmış olduğu 20.05.2015 tarihli yazı ile, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshi ile aynı nitelikte bir başka işçinin işe alınmasını talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında usulüne uygun olarak kurulmuş bulunan alt işveren-asıl işveren ilişkisine göre, asıl işverenden gelen talebin alt işveren yönünden geçerli sebep oluşturduğu da değerlendirilmelidir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, iş sözleşmesinin feshi ile işçinin savunmasının aynı anda alındığı, işçinin usulüne uygun olarak savunmasının alınmamış olması sebebiyle feshin İş Kanunu’nun 19. maddesindeki usule aykırı olduğu, bu nedenle geçersiz olduğu sonucuna varılmış ise de; Dairemizce, alt işverenin haklı sebeple fesih savunmasında bulunması karşısında, artık geçerli sebeple feshe ilişkin koşulların aranmayacağı kabul edilmektedir.
Belirtilen sebeplerle davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğinin kabulü ile davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 17.05.2017 tarih, 2017/829 esas, 2017/743 karar sayılı kararı ile … 1. İş Mahkemesi 16.01.2017 tarih 2015/1709 esas, 2017/11 karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı .. tarafından yapılan 34,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı .. Genel Müdürlüğüne verilmesine, davalı … Ltd. Şti. tarafından yapılan 108,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı …Ltd. Şti.’ye ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.