YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/36414
KARAR NO : 2017/25140
KARAR TARİHİ : 29.11.2017
Sanık …’nin, nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-f-son, 168/2, 62, 52/2, 53/1-2-3 ve 58/6-7. maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26/09/2013 tarih ve 2013/61 esas, 2013/14 sayılı kararı aleyhine vaki temyiz istemi üzerine, onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24/10/2014 gün ve 2013/343245 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 26/04/2017 gün ve 2014/20391 Esas, 2017/10058 sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından, sanığın adli sicil kaydındaki Sincan (Ankara Batı) 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/729 Esas, 2010/842 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas olmayacağı gerekçesiyle yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz delikçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden, itirazın KABULÜNE,
Dairemizin 26/04/2017 gün ve 2014/20391 esas, 2017/10058 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, suç tarihinde … il merkezi … Caddesinde bulunan Ziraat Bankası’na ait ATM’den bankamatik kartıyla eşine ait hesaptan para çeken mağduru takip ettiği, mağdurun parayı çektikten sonra ATM’nin yanından ayrıldığı sırada, sanığın mağdura hitaben “Makbuz almadan nereye gidiyorsun?” diye seslendiği, bunun üzerine mağdurun tekrar ATM’nin yanına gelerek bankamatik kartını cihaza yerleştirip şifresini girdiği, sanığın bundan sonraki işlemleri halledeceğini söylemesi nedeniyle mağdurun geri çekildiği, bu sırada sanığın, mağdurun eşine ait hesaptan kendi hesabına 300 TL havale ettiği ve buna ilişkin makbuzu mağdura verdiği anlaşılmakla; eylemin TCK’nın 158/1-f-son maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/04/2008 tarih ve 57/74 E. K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ve 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesine göre, suç tarihinden sonra kesinleşen ilamların tekerrüre esas alınamayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında, suç tarihinden sonra 15/06/2015 tarihinde kesinleşen Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/729 Esas, 2010/842 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın suç tarihinden önce kesinleşen ve tekerrüre esas başkaca ilamının da bulunmadığı gözetilmeden, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususta, aynı kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasından, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29/11/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.