YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13763
KARAR NO : 2017/7956
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili,davalı banka tarafından müvekkili ve dava dışı asıl borçlu hakkında hem ilamsız takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalı bankanın bu şekilde ilamsız takip başlatmasının İcra İflas Kanunu’nun 45. maddesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, müvekkilinin ilamsız icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,müvekkil banka ile dava dışı borçlu arasında 200.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davacının bu sözleşmeye istinaden ipotek verdiğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece,yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre, ilamsız takip dosyası sebebiyle davalı bankanın takip tarihi itibariyle 79.109,06 TL asıl alacak, 8.220,56 TL işlemiş faiz alacağı, 411,06TL %5 BSMV olmak üzere toplam alacak miktarının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip halinde tahsilde tekerrüre yol açılmaması kaydı ile 87.740, 63 TL olduğu gerekçesiyle, davacının 15.644,58 TL borçlu olmadığının tespitine, tarafların tazminat talebinin reddine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibine konu borçtan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davalarında haklılık durumu dava tarihi itibariyle belirlenir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle tarafların alacak borç durumu hesaplanmış olup,mahkemece bu hesaplamaya göre karar verilmesi gerekirken icra takip tarihi itibariyle yapılan hesaplamaya itibar edilmesi doğru görülmediği gibi, davalı bankanın başlatmış olduğu icra takip talebinde gayri nakdi alacak talebi de bulunmakta olup, davacının gayri nakdi alacaktan dolayı da borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiği nazara alınarak, mahkemece kredi sözleşmesinde davacı kefilin gayri nakdi alacaktan dolayı sorumluluğunu gerektirir bir hüküm bulunup bulunmadığı araştırılarak, bu yönde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.