YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38723
KARAR NO : 2017/19226
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, 27.10.2014 tarih, 2011/468 esas, 2014/1710 karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Dairemizin; 20.04.2016 tarihli ve 2015/6793 esas, 2016/11681 karar sayılı bozma ilamı ile “Davalıların sorumlulukları belirlenirken davacının güncel hizmet döküm cetveli ve talep döneminde işe giriş ve çıkış bildirilen işverenlerin unvanlarını içerir … cevabı ile davalı kurumdan alınacak davacının kapsamında çalıştığı hizmet alımlarının hangi firmalara ihale edildiğinin kronolojik olarak gösterildiği cevabın dosya kapsamına dahil edilmesi ve bundan sonra davalıların sorumluluklarının değerlendirilmesi gerektiği, davacıya ödendiği anlaşılan kıdem tazminatı tutarının hesaplanacak kıdem tazminatından düşülmesi gerektiği, kabul edilen alacak tutarından bir kısım davalıların sorumlu tutulmamasına rağmen bu davalılar açısından vekalet ücreti belirlenirken bu hususun göz ardı edilmesi ve bu davalılar açısından eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu” gerekçeleri ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 20.04.2016 tarihli ve 2015/6793 esas, 2016/11681 karar sayılı bozma ilamının, temyiz incelemesi sırasında dosya içerisindeki bir kısım bilgi ve belgenin gözden kaçırılması sureti ile maddi hataya dayalı olarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 197/2-520 esas, 1988/89 sayılı kararında, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kökleşmiş içtihatları maddi hataya dayanan bozma ya da onama ilamının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı yönündedir. (Yargıtay HGK17.012007gün 2007/9-13 esas 2007/17 karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.06.2008 gün 2008/11-448 esas, 2008/454 karar).
Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957 /13 esas, 1959 karar ve 09.05.1960 tarihli 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.
Bu sebeple Dairemizin 20.04.2016 tarihli ve 2015/6793 esas, 2016/11681 sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının taşeron şirketlerde İşkur binasında temizlik işçisi olarak çalıştığını, davalı şirket yetkilisinin 14.01.2011tarihinde diğer işçilerin de katıldığı bir toplantıda davacının iş akdini sözlü olarak ve sebep gösterilmeksizin feshettiğini, alacaklarının ödenmediğini beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı İşkur vekili; davacının davalı kurumda çalışmadığını, işverenin diğer davalı şirketler olduğunu, davacının iş akdinin başka bir işçiye cinsel tacizde bulunması sebebiyle şirket tarafından feshedildiğini, müteselsil sorumluluk şartlarının oluşmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …. Ltd. Şti. ve …İnş. Müş. …. Tic. Ltd. Şti. vekili; asıl işverenin … İş Kurumu olduğunu, davacının aynı iş yerinde birlikte çalıştığı bayan çalışma arkadaşının telefonuna ahlak dışı mesajlar gönderdiğini, iş akdinin bu nedenle haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen karar sonrası Dairemizce yukarıda belirtilen nedenlerle karar bozulmuş ve Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olup, bozma ilamından sonra Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı … vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.
2-Davacının kıdem tazminatından mahsubu gereken ödeme bulunup bulunmadığı, ödeme miktarlarının usulüne uygun mahsup edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur.
Maddi olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 84. maddesinin birinci fıkrasına göre “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir.” Aynı Kanun’un 85. maddesine göre de “Birden fazla borçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haizdir. Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur. Yine mülga 818 sayılı Kanun’un 86. maddesinin ikinci fıkrasına göre de “Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş olan borca mahsup edilir.”
Madde hükmü uyarınca borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse yaptığı kısmi ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Bu durumda borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse yaptığı kısmi ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraflara mahsup edilecektir. Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2000 tarih ve 2000/12-1148 esas, 2000/1193 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur.
Somut olayda, davacının imzasını ve içeriğini kabul ettiği ihbar tazminatı bordrosu başlıklı belgede davacıya ihbar tazminatı olarak 174,93 TL ödendiği anlaşılmaktadır. İşkur tarafından sunulan kıdem ve ihbar tazminatı hesabı başlıklı belgede, davacının imzası yer almamakta olup ödeme olgusu da davacı tarafından inkar edilmiştir. Belge içeriğindeki tutarın davacıya ödendiği başka delille de ispat edilemediğine göre davacıya bu belgeler içeriğinde yer alan 127,70 TL kıdem tazminatı, 58,38 TL ihbar tazminatı ödendiği iddiası ispat edilememiştir. Bu durumda davacının kabul ettiği ödemenin yukarıda izah edildiği şekilde davacının ihbar tazminatı alacağından mahsup edilmesi, kıdem ve ihbar tazminatı hesabı başlıklı belge içeriğinde yer alan miktarların ödendiği ispat edilemediğinden davacı alacaklarından mahsup edilmemesi gerekir. Bu husus gözetilmeksizin yapılan hesaplama ve bu hesaplamaya göre karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; bilirkişi raporunda davacıya 127,70 TL kıdem tazminatı ödendiğinin kabulü ihtimaline göre yapılan hesaplama sonucu bulunan alacak miktarından tekrar 127,70 TL ödeme düşülerek davacının kıdem tazminatının belirlenmesi hatalıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle; Dairemizin 20.04.2016 tarihli ve 2015/6793 esas, 2016/11681 karar sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, temyiz olunan kararın yukarıda sayılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.