Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/6723 E. 2017/28549 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6723
KARAR NO : 2017/28549
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca BOZULMASI hakkında 18. Hukuk Dairesinden çıkan kararı kapsayan 10/03/2016 gün ve 2015/8856 Esas – 2016/4164 Karar sayılı ilama karşı davalılar vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı … ile davalılar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasına dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 11.03.2015 günlü, 2014/234 Esas ve 2015/91 karar sayılı hükme yönelik davalılar vekili tarafından süresinde temyiz dilekçesi verilmesine rağmen, maddi hata sonucunda bu hususun gözden kaçırıldığı,
Dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2014 yılı itibariyle fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ve imar parseli ise taşınmazdan kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ilgili Belediye İmar Müdürülüğü ve Tapu Müdürlüğünden sorulmadan soyut gerekçelerle %20 düzenleme ortaklık payı indirimi yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından;
Davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Kapatılan 18.Hukuk Dairesi’nin 10.03.2016 günlü, 2015/8856 Esas ve 2016/4164 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki …. (….) Mahallesi 1 ada 152 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 517 parsel sayılı taşınmazın 29.06.2012 tarihli satışı emsal alınmış ise de; satış akit tablosuna göre taşınmazın 9/20 hissesi Limited Şirkete satılmış olup, satışın pay satışı ve ticari amaçlı olması sebebiyle özel amaçlı bu satışın emsal olarak değerlendirilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2014 yılı itibariyle fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ve imar parseli ise taşınmazdan kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ilgili Belediye İmar Müdürülüğü ve Tapu Müdürlüğünden sorulmadan soyut gerekçelerle %20 oranında düzenleme ortaklık payı kesildiğini kabul ederek değer belirlenen rapor hükme esas alınacak nitelikte değildir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı araştırılarak emsalin imar dava konusu taşınmazın ise kadastro parseli olması durumunda dava konusu taşınmazdan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulup, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalılardan peşin alınan karar düzeltme harcı ile temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.