Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/44747 E. 2017/30361 K. 21.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/44747
KARAR NO : 2017/30361
KARAR TARİHİ : 21.12.2017

MAHKEMESİ : … 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ
MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı … Sendikasının, müvekkili şirketin … Fabrikası işçileri adına toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğunun tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına 06.02.2017 tarihinde başvurduğunu, şirket merkezinin bulunduğu ve tüm işçilerin çalıştığı fabrika binasının “işyeri” kapsamında olduğunu, bu bağlamda dava konusu yetki tespitinde belirlenen işçi sayısı/üye sayısı oranının Kanun’un aradığı yeterliliğe haiz olmadığını ve yetki tespitinin iptalinin gerektiğini, somut olayda işyeri-işletme ayrımının yapılmasının ve mahkeme tarafından tespit edilmesinin gerektiğini, toplu iş sözleşmesi yetkisinin, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterdiğini, 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin gerekçesinde “İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik” aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi nedeniyle bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu “yerin” dışına taşmış, özellikle “işveren kurulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” hükmü getirilmiştir.” hususlarına yer verildiğini, işyerinin özelliğini veren temel öğenin teknik amaç olduğunu, mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmadığını, başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretiminin tek başına tek başına teknik bir amaç olabileceğini, sonuç olarak işyerinin teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birliktelik olduğunu, işyerinin sürekli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirdiğini, organizasyonun özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırdığını, aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birliğin sağlandığını, müvekkili şirketin 17.09.2010 tarihinde Ankara ilinde kurulduğunu, 01.06.2011 tarihinde merkezini ve faaliyetini … iline taşıdığını, müvekkili şirketin … ilinde bulunan fabrikası dışında yukarıda bilgisi verilen “işyeri” kavramına haiz işletmesi/faaliyeti/çalışması bulunmadığını, diğer taraftan 6356 sayılı Kanun’un 34. maddesinin ikinci fıkrasında, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceğinin ifade edildiğini, belirtilen düzenlemenin emredici nitelikte olup, kamu düzenine ilişkin olduğunu, davalı sendikanın, üye sayısı itibari ile Kanunun aradığı çoğunluğu sağlayamadığını, mahkemece müvekkili işyeri ile ilgili olarak gerekli araştırmaların yapılmasını, müvekkili şirketin tescil tarihinden itibaren tüm kayıt ve belgelerin getirtilmesini, gerekirse mahallinde yöntemince keşif ve uzman bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesini, yapılacak incelemede Bakanlık tespitine esas alınan birimlerde yapılan faaliyetin niteliği belirlenmesini, bu suretle müvekkili şirkete ait birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde bulunup bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ile yetki tespitine itiraza ilişkin olarak karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen yetki tespit yazısının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece aynen “Bir gerçek veya tüzel kişiye bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı iş kolunda birden çok iş yerinin bulunduğu iş yerlerinde toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir. Bu düzenlemeler karşısında başvuru tarihi itibariyle, davacı taraf her ne kadar … adresindeki iş yerinin faaliyetine devam etmediğini belirtse de; Ticaret Sicil Kayıtları ve SGK kayıtları açık gözüktüğü, şu an fiilen çalışmasa bile, 11 No’lu iş kolunda ve aynı tüzel kişiliğe ait işyerleri olduğu için yetki tespitinde bir bütün işletme olarak değerlendirileceği açıktır. Davacı şirketin ……. ve ……. SGK Sicil No’lu işyerlerinde 130 işçinin çalıştığı, bunlardan 61 tane işçinin Kristal-İş Sendikası’na üye olduğu, 6356 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin 2.fıkrası uyarınca 61 üyesi bulunan sendikanın % 40 çoğunluğunu sağlandığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince aynen “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SGK kayıtlarından davacı şirketin … ve …/…ı olmak üzere iki işyeri bulunduğu, 130 işçi çalışıp bunların 68′ inin sendikalı olduğu sendikalı işçilerin 61’inin Kristal İş, 7′ sininde Türkiye Çimse- İş Sendikasına üye olduğu anlaşılmıştır. İşletme, üretim faktörlerini planlı ve sistemli bir şekilde bir araya getirerek mal ya da hizmet üretimi amacı güden üretim birimine denir. Davacının …’da fabrika binası bulunduğu kendi kabulüdür. Kayıtlara göre de bu işyeri kapanmadığından işletme bazında yapılan yetki tespiti yerinde olup çoğunluk sağlanmıştır.” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Gerekçe:
Toplu iş sözleşmesi yetkisi, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir.(…, … …: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, Ankara 2013, s.942.)
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 41. maddesinin birinci fıkrasına göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”
6356 sayılı Kanun’un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42. maddesine göre ise “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir. İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir. Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz…”
Yine aynı Kanun’un “Yetki İtirazı” başlıklı 43. maddesine göre de, “Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir. İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçünden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz. İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve karar temyiz edildiği takdirde Yargıtay tarafından on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanır. 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünü üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır. İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”
Bu genel açıklamalar ışığında temyiz itirazlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 13.02.2017 tarih ve 10419 sayılı yetki tespiti kararı ile, davacıya ait (…) ve (…) sicil numaralı işyerlerinden oluşan işletmede, 06.02.2017 başvuru tarihi itibariyle toplam 130 işçi çalıştığı ve 61 sendika üyesi bulunduğu, işletmede aranan %40 oranın mevcut olduğu gerekçesiyle davalı sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek gerekli çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.
Yetki tespiti işlem dosyasına göre de, yukarıda belirtilen iki ünite esas alınarak sonuca gidilmiştir. İşlem dosyasına göre, (…) sicil numaralı işyerinde 130 işçi çalışmakta, 61 sendika üyesi bulunmaktadır. Bununla birlikte (…) sicil numaralı ünitede ise çalışan işçi ve sendika üyesi mevcut değildir.
Diğer taraftan, dosya kapsamında yer alan SGK kayıtlarına göre, (…) sicil numaralı ünitede en son 03/2015 döneminde iki işçinin çalıştığı, bu dönemden sonra ise hiçbir zaman işçi çalışmadığı anlaşılmaktadır. Yine SGK kayıtlarına göre işyeri faaldir.
Bu noktada işyeri kavramı ile niteliklerine değinmekte yarar bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin gerekçesinde, işyeri, teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak belirtilmiştir.
6356 sayılı Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrasında işyeri kavramı yönünden 4857 sayılı Kanun’a atıf yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun ikinci maddesinde yer alan tanıma göre ise “İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.”
Belirtilen hususlara göre, işgücü (işçi), işyeri kavramının ayrılmaz bir unsurudur (Süzek, Sarper: İş Hukuku, İstanbul 2005, s.158; …, …/…, Kemal: İş Kanunu Şerhi, İstanbul 2013, s.27).
Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki, somut olayda, 03/2015 döneminden itibaren işçi çalışmayan (…) sicil numaralı ünitenin işyeri niteliğinde olduğunun kabulü mümkün değildir. Ayrıca bir işyerinde fiilen faaliyet son bulmuş ve somut olaydaki gibi 4857 sayılı Kanun anlamında işyeri nitelikleri ortadan kalkmış ise, SGK kayıtlarında bir işyerinin sicilden terkin edilip edilmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığını da belirtmek gerekmektedir. Nitekim, davalı sendika tarafından da yetki başvurusu yapılırken, sadece (…) sicil numaralı işyerinde çoğunluk tespiti talep edilmiştir.
Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta (…) sicil numaralı ünite işyeri niteliğinde olmadığından, sadece (…) sicil numaralı işyeri nazara alınarak ve başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının sendika üyesi olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmelidir. Bu hususlar dikkate alındığında ise, başvuru tarihinde çalışan toplam işçi sayısının 130 olduğu ve sendika üye sayısının 61 olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile yetki tespitinin iptalinin gerektiği tartışmasızdır. Anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucunda ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 6356 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Yukarıda tarih ve sayıları belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 13.02.2017 tarih ve 10419 sayılı yetki tespiti kararının İPTALİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 368,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.