YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4598
KARAR NO : 2017/15262
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Suç tarihleri 10.02.2014 ve 12.02.2014 olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında 12.02.2014 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebileceği değerlendirilmiştir.
Ayrıntıları, Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı ve 20.03.2012 gün, 2011/235 Esas ve 2012/110 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu müdafi atandığından suça sürüklenen çocuğun haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından”, Derinkuyu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18/09/2014 günlü hükmünün mahkemenin istemi üzerine atanan suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı verilip, adı geçen müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edilmediği, ancak atanan bu müdafiiden suça sürüklenen çocuk …’ın haberdar olmadığı anlaşıldığından, 09/10/2014 tarihinde gerekçeli kararın tebliği üzerine suça sürüklenen çocuğun 10/10/2014 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan açılan kamu davasının yaşı büyük sanık hakkında açılan kamu davası ile birleştirilmesine karar verildiği, çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, 5395 sayılı Yasa’nın 17/3. maddesi gereğince davaların birlikte yürütülmesinde mahkemelerin uygun bulması şartıyla yargılamanın her aşamasında birleştirme kararı verilebileceği, birleştirilen davaların genel mahkemelerde görüleceği, 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine uyarınca onsekiz yaşını doldurmamış çocukların duruşmalarının kapalı yapılacağı ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanacağı anlaşılmakla, karar oturumu da dahil olmak üzere birleştirme kararını takip eden tüm oturumların kapalı yerine açık yapılması hükmün dahi açık oturumda tefhim edilmesi giderilmesi ve tekrarlanması olanağı bulunmadığından; tanık …’in kolluk beyanında, kendisine ait iş yerine 10.12.2014 günü saat 09:00-10:00 arasında sanık … ile oğlu olan …’ın geldiklerini, İveco marka bir kamyonetin kasasında 50-60 adet siyah renkli, yassı, damla sulama borularını satmak istediğini kendisine söylediğini, kendisinin de 650,00 TL karşılığında söz konusu boruları satın alıp ”Kadıoğlu Plastik Sanayi” fabrikasına gönderdiğini beyan ettiği,
13.02.2014 tarihli kolluk tutanağına göre kolluk görevlilerince ”Kadıoğlu Plastik Sanayi” isimli iş yerine gidildiğinde söz konusu damlama borularından yalnızca 3 adedinin kaldığı, diğer boruların eritildiği, 3 borunun da kolluk görevlilerine teslim edildiğinin belirtildiği, 3 adet borunun müştekiye ait olduğunun müşteki beyanı ve 25.02.2014 tarihli bilirkişi raporundan anlaşıldığı; 12.02.2014 günü de saat 19:00 sıralarında sanığın ve suça sürüklenen çocuğun hırsızlık amacıyla müştekiye ait Kalealtı mevkinde bulunan tarlanın olduğu yere gittikleri, ancak müştekinin geldiğini görünce araca binerek kaçtıkları, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı olayda; sanığın ve suça sürüklenen çocuğun müştekiye yönelik olarak bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla işlediklerinin anlaşılması karşısında, haklarında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini; ayrıca 12.02.2014 günü güneşin 17:19’da battığı, saat 18:19’dan sonrasının gece vakti olduğu, suçun ise saat 19:00 sıralarında işlendiği anlaşılmasına rağmen, suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında TCK’nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Ancak;
1-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında, TCK’nın 53. maddesi 4. fıkrası uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden, Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Yargılama gideri olarak hesaplanan 72,30 TL’nin, ayrı ayrı tahsiline karar verilmesi gerekirken kanun metninde yazılı olmamasına rağmen 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı olarak suça sürüklenen çocuk ve sanıktan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … ile sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk … ile ilgili hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması; sanık … ile ilgili hüküm fıkrasından, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin olan kısımların” çıkartılması ile yerine “TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına” cümlesi eklenmesi; ayrıca hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin kısmın çıkartılarak yerine “Sanığın ve suça sürüklenen çocuğun birlikte sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden ise eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.