Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/38751 E. 2017/19174 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38751
KARAR NO : 2017/19174
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ : Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … Rektörlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, aslında davalı … Üniversitesinin çalışanı olduğunu, davalı şirketlerin ise muvazaalı işlem nedeniyle çalışanı olarak gösterilen taşeron şirketler olduğunu, işçilik alacaklarından davalı Üniversite ile her iki taşeron şirketin sorumlu olacağını, davalı Üniversitede işe iadesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Üniversite, öncelikle husumet yönünden olmak üzere davanın reddini talep etmiştir.
Davalı iş ortaklığı, taraflar arasında muvazaa ilişkinin olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlara dayanılarak davanın kabulü ile davacının … Rektörlüğüne işe iadesine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı Üniversite istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesinin kararında vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı Üniversitenin istinaf başvurusunun esastan reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu :
Kararı, davalı … Üniversite Rektörlüğü vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması isabetlidir.
2-Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren bir işverenden işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlara göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümü ancak teknolojik sebeplerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır.
Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.
Muvazaa Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrasında sözü edilen hususların adi kanuni karine olduğu ve aksinin ispatlanmasının mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Alt işverene verilmesi mümkün olmayan bir işin bırakılması veya muvazaalı bir ilişki içine girilmesi halinde işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görecekleri 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrasında açık biçimde öngörülmüştür. Kamu işverenleri bakımından farklı bir uygulamaya gidilmesi hukuken korunmaz. Muvazaaya dayanan bir ilişkide işçi, gerçek işverenin işçisi olmakla kıdem ve unvanının dışında bir kadro karşılığı çalışması ve diğer işçilerle aynı ücreti talep edememesi 4857 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Yine şartların oluşmasına rağmen işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanamaması Anayasal temeli olan sendikal hakları engelleyen bir durumdur.
Somut olayda, davacının davalı … Rektörlüğünde alt işverenler nezdinde veri hazırlama personeli olarak çalışırken iş akdinin davalı … tarafından feshedildiği görülmektedir. Davalı Üniversite ile … arasındaki hizmet alım sözleşmesinin veri işleme ve otomasyon sisteminin işletilmesi işini de kapsaması, davacının da ihale kapsamındaki veri hazırlama işinde çalıştığı hususları dosyadaki diğer bilgi ve belgelerle birlikte göz önünde bulundurulduğunda, davalı … Rektörlüğü ve … arasında usulüne uygun bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaaya dayandığına ilişkin tespiti isabetli değildir.
Kanuna uygun şekilde kurulan alt ve asıl işveren ilişkisinde, işe iade davasının her iki işverene birlikte açılması halinde, iş akdinin haklı ve geçerli bir nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği halde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası mali yükümlülüklerden alt işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Diğer yandan, dosya kapsamına göre …nın davacının iş sözleşmesini fesheden alt işveren olmasının yanısıra davacının son çalıştığı işvereni olduğu da kanıtlanamayan diğer davalı … yönünden davanın husumetten reddi gerekmektedir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-… Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 30.03.2017 tarih ve 2017/486 esas-2017/656 karar sayılı ve Çanakkale İş Mahkemesinin 16.12.2016 tarih ve 2016/37 esas-2016/468 karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının …na ait işyerindeki İŞİNE İADESİNE,
3-Davanın davalılardan … yönünden husumetten reddine,
4-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar … Rektörlüğü ile …k Tur. İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve…Tic. Ltd. Şti. tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
5-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılar … Rektörlüğü ile …k Tur. İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve…Tic. Ltd. Şti. tarafından davacıya müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
6-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının harçtan muaf olan davalı … Rektörlüğü dışındaki davalılar …k Tur. İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve…Tic. Ltd. Şti.nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davalılar … Rektörlüğü ile …k Tur. İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve…Tic. Ltd. Şti.nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 645,50 TL yargılama giderinin davalılar … Rektörlüğü ile … İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve…Tic. Ltd. Şti.nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan 62,70 TL harcın ise davalı şirketlerden alınarak davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
9-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili taraflara iadesine, 25.09.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.