YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16371
KARAR NO : 2017/19021
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 31.03.2015 tarihli ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme, temyiz süresinin geçirilmesi sebebi ile davalı şirket vekilinin temyiz istemini 31.03.2015 tarihli ek kararı ile reddetmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar davacı tarafça süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Gerekçeli karar 20.03.2015 tarihinde davalı şirket vekiline tebliğ edilmiş olup tebliğ ile temyiz süresi arasında 8 günden fazla sürenin bulunmasının sebebi, temyiz süresinin son gününün 28.03.2015 tarihli resmi tatil gününe denk gelmesinden kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 93. maddesine göre, sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceği düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme dikkate alındığında, davalının 30.03.2015 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin verdiği ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı…. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, son işveren olmayan müvekkilinin dava konusu alacaklardan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılamaya ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kararı davalı…. Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosya içeriğine göre, davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan hükümde davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi yerinde ise de, son alt işveren olmayan davalı şirket ile davalı … Bakanlığının bu alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi hatalıdır. Ancak söz konusu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Kararın hüküm fıkrasında yazılı “davalılardan müştereken ve müteselsilen” ibaresinin “davalı …’ndan” olarak düzeltilmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 25.09.2017 günü oybirliğiyle karar verildi.