YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4277
KARAR NO : 2017/16524
KARAR TARİHİ : 11.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalının 01.10.2013 tarihli kira sözleşmesi ile mecuru kiraladığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, itirazında kira sözleşmesi ve altındaki imzayı inkar etmediğini, sadece takip konusu borca ve ferilerine itiraz ettiğini, takipte talep edilen 10 aylık kira borcuna karşılık gelen 76.700,00 TL’nin 31.370,00 TL’sinin ödendiğini 45.330,00 TL bakiye asıl alacağın kaldığını belirterek itirazın kaldırılması ile tahliye talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne 37.660,00 TL asıl alacak ve 13.413,15 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, takipten sonra ödenen 1.500,00 TL’nin infaz sırasında dikkate alınmasına, tahliye talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının ve işlemiş faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmesine, takdirde bir isabetsizlik bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilin diğer temyiz itirazlanın incelemesine gelince;
A) Dava 28.08.2014 tarihinde açılmıştır. Dosya arasında bulunan hesap özetlerine göre davalının dava tarihinden önce 15.08.2014 tarihinde ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Bu ödeme dava tarihinden önce olduğundan. ve Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre alacak hesebı yapılarak borçtan mahsubu gerekirken icra dosyasında nazara alınması şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
B) Davacı alacaklı, 05.07.2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2013 yılı Ekim-Aralık ayı ile 2014 yılı Ocak-Temmuz ayları kira bedelleri 45.330,00 TL ve sözleşmede belirlenen faiz oranı ile 14.396,50 TL gecikme faizinin tahsilini talep etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 01.10.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin Kira Bedelinin Ödeme Şekli Yeri ve Zaman başlıklı 12. maddesinde kiracının ödemediği tutarlar için aylık %5 üzerinden günlük temerrüt faizi uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 Sayılı TBK, 120.m/1 ve 2. fıkraları gereğince sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faiz oranı yıllık yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. 6101 Sayılı TBK.nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7.maddesinde; “TBK.nın kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır.” 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 646. maddesi “Bu kanun 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır. “6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1.maddesi “Türk Ticaret Kanunun, 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ayrılmaz parçasıdır.. “6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 8.maddesi “Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir” şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu’nun Türk Medeni Kanunu’nun tamamlayıcısı, Türk Ticaret Kanunu’nda Türk Medeni Kanunu’nun ayrılmaz bir parçası olduğuna ilişkin yasal düzenlemeye göre, Türk borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun hükümleri niteliğindedir. Yani TTK 8. madde ile TBK 120.maddesi faize ilişkin aynı nitelikte özel hüküm olup, TBK 120.maddesi ve konu bakımından bir sınırlama getirmeyen emredici bir maddedir. Ayrıca TBK 120.madde gerekçesindeki “Bu emredici hükümle, temerrüde düşmüş olsa bile, Anayasa’nın 2.maddesinde kendisinde ifadesini bulan Sosyal Devlet İlkesinin bir gereği olarak, uygulamada sıkça görülen olağanüstü faiz oranları karşısında borçluların korunması amaçlanmıştır.” ifadesinden Kanun Koyucunun iradesinin de bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunluğunda da tacirler için faiz sınırlaması uygulanmaktadır. Bu durumda Türk Ticaret Kanununun 8.maddesindeki faiz serbestisinin, emredici nitelikteki Türk Borçlar Kanunu’nun 120.maddesi ile sınırlandığının kabulü gerekir. Kaldı ki, alacak TBK’da düzenlenen kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan ve talep edilen faiz miktarı, TBK 120 maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından tacirler için avans faizinin tacir olmayanlar için yasal faizin yüzde yüz fazlasına göre faiz hesaplaması uygulanarak karar verilmesi gerekirken sözleşme ile kararlaştırılan aylık %5 oranı üzerinden hesap edilerek bulunan 13.413,15 TL işlemiş temerrüt faizi üzerinden itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının rettine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.