Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/23271 E. 2017/28543 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23271
KARAR NO : 2017/28543
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait eczanede kalfa olarak çalıştığını, davalının reçete toplama gibi yasal olmayan işlerde kendisini kullandığını, bu yüzden yargılandığını ve iki ay tutuklu kaldığını, tutuklu kaldığı süre içerisinde davalı tarafından haklı sebep olmadan sözleşmesinin feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının yasalara aykırı eylemleri ve fiilen karıştığı olaylar nedeni ile davalının da mağdur olduğunu, sırf davacının işvereni sıfatı ile ceza soruşurmasına dahil olduğunu, davacı hakkındaki soruşturmanın detaylarının 21.06.2011 tarihinde öğrenildiğini ve 23.06.2011 tarihinde doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları nedeni ile haklı sebeple davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebep olmadan feshedildiği kabulü edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delilerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır.
Somut olayda, davacı davalıya ait eczanede aylık net 2.000,00 TL ücretle kalfa olarak çalıştığını, tüketici kredisi alması için davalının bankaya gönderdiği faks içeriğininde bunu doğruladığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise davacının kalfalık belgesi olmadığını ve asgari ücretle çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının asgari geçim indirimi dahil aylık net 2.000,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasına ilişkin savcılık ifade zaptında, aylık gelirinin 750,00 TL olduğu tutanağa geçirilmiştir. Sulh Ceza Mahkemesi sorgu zaptında 600,00 TL, Ağır Ceza Mahkemesinde 1.500,00 TL aylık geliri bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Bodrolar asgari ücret üzerinden düzenlenmiş ve sigorta primleri bu doğrultuda ödenmiştir. Eczane Teknisyenleri Derneğinden yapılan emsal ücret araştırmasında, 1998 yılından itibaren eczacı kalfası olarak çalışan emsal işçinin 1.600,00-2.000,00 TL ücret alabileceği bildirilmiştir.
Davacı iddiasını doğrulayan, tanığın aynı işyerinde çalışmasının bulunmaması, davacının kıdemi ve mesleki deneyimi ile yukarıda açıklanan aylık ücrete ilişkin deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının aylık net 1.500,00 TL ücretle çalıştığının kabul edilmesi dosya kapsamına uygun düşecektir.
Ayrıca dava dilekçesinde yemek yardımından faydalanıldığı yönünde iddiada bulunulmadığı gibi dosyaya sunulan bordrolar ve dinlenen tanık beyanları ile de işyerinde yemek yardımında bulunulduğu kanıtlanmış değildir. Anılan sebeple yemek sosyal yardımının ilavesi ile giydirilmiş ücretin tespiti de hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık fazla çalışma ücretinin hesabı konusundadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla çalışma ücretinin hesabı sırasında, genel tatil günleri ile davacının izinli olduğu günlerin ayrık tutulduğu açıklanmıştır. Ancak hesaplama sırasında anılan günlerin dışlanıp dışlanmadığı anlaşılamamaktadır. Belirtilen yönden denetime açık ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/12/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.