YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19870
KARAR NO : 2017/16195
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin, Müdahalenin Meni ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, 1513 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını belirterek dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile taşınmaz üzerindeki binanın kıyıda kalan kısmının kal-ine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yapılan yargılama neticesinde; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin gerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın, reddine dair önceki hüküm Dairemizin 30.5.2014 tarih, 2013/17935 Esas ve 2014/11160 Karar sayılı ilamı ile, ”…. öncelikle dava konusu taşınmazda kayıt maliki görünen … ve …..n, ölü iseler mirasçılarının tebliğe elverişli adreslerinin tespiti ile usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, taraflara iddia ve savunma doğrultusunda delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, ondan sonra yeniden yapılacak keşifte 3621 sayılı Yasa’nın 9. maddesine göre oluşturulan bilirkişi heyeti vasıtası ile kıyı kenar çizgisi araştırmasının yapılması, önceki günlü ve komşu 1513 ada 13 parsel sayılı taşınmazla ilgili düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde uzman bilirkişi kurulundan ayrıntılı gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı karşısında; Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, 362l sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da “kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine” işaret edilmiştir. 3621 sayılı Kanun’un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerin, Yasanın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 sayılı Kanun’un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur.
Somut olayda; Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü cevabi yazısında, dava konusu alanın 8.2.2006 tarihinde onaylanarak kesinleşen kıyı kenar çizgisini içeren halihazır paftasına denk düştüğü bildirilerek ilan askı ve duyuru tutanakları gönderilmiş; ancak ilgililere bizzat bildirim yapıldığına ilişkin bir ibareye yer verilmemiştir. Bu durumda ilgililere bizzat bildirim yapılmadığı için bağlayıcılık niteliği taşımayan kıyı- kenar çizgisi karşısında 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ve 3621 sayılı Yasa’nın 9. maddesinde öngörüldüğü şekilde oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtası ile kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece, jeoloji, …, harita , inşaat mühendisleri ve şehir planlamacısından oluşan bilirkişi kurulu heyeti ile birlikte keşif icra edilerek keşfen kıyı kenar çizgisi belirlenmiştir.
İdare tarafında belirlenen kıyı kenar çizgisi ile 3621 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca belirlenen bilirkişi heyetince saptanan kıyı kenar çizgileri üst üste çakıştığında her iki kıyı kenar çizgisine itibar edilmesi, çakışmadığı taktirde Yargıtay’ın 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözönünde tutularak 3621 sayılı Yasa’nın 9/2. maddesine göre oluşturulacak uzman bilirkişiler heyetince saptanan kıyı kenar çizgisine itibar edilmesi gereklidir. Hükme esas alınan 28.03.2016 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda; Beşirli sahil kesiminde 2002 ve 2014 yıllarında iki farklı kıyı kenar çizgisinin belirlendiği, jeolojik yapıya göre 2002 yılında çizilen kıyı kenar çizgisinin daha doğru olduğu, taşınmazın güneyinden geçen 2002 yılına ait kıyı kenar çizgisiyle örtüşen (kkç-1 ve kkç-2 noktalarıyla örtüşen) kıyı kenar çizgisinin işaretlendiği, buna göre taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirtilmiş, ekli uydu fotoğraflarında 2002 ve 2014 yıllarında çizilen iki farklı kıyı kenar çizgisi gösterilmiş ise de keşfen belirlenen kıyı kenar çizgisi gösterilmemiş, çakışma olup olmadığı belirtilmemiş, sonuç kısmında yapılaşmanın olduğu ve kıyı kenar çizgisinin ötelendiği kanatine varılmasına rağmen bu durum krokiye net olarak yansıtılmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece yukarıda belirtilen eksiklikler gözetilmek suretiyle 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ve 3621 sayılı Yasa’nın 9. maddesinde öngörüldüğü şekilde 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 … mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, raporda kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 5.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.