Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/7211 E. 2017/16217 K. 05.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7211
KARAR NO : 2017/16217
KARAR TARİHİ : 05.12.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Vesayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kısıtlı adayı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

..K. A R A R

Davacı …, kısıtlı adayı eşi …’ın TMK’nun 405. maddesi gereği kısıtlanmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, kısıtlı adayı …’ın TMK’nun 405. maddesi gereğince kısıtlanmasına ve vasi olarak eşi …’ın atanmasına karar verilmiştir. Kısıtlı adayı 30.11.2015 tarihli dilekçe ile karara itiraz etmiştir. Mahkemece kısıtlı adayının talebi kısıtlılığın kaldırılması talebi olarak kabul edilerek ek kararla kısıtlılığın kaldırılmasına karar verilmiş, ek karar vasi adayı tarafından temyiz edilmiş ise de; dosya kapsamında yapılan incelemede kısıtlama kararının kısıtlı adayına tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. O halde, kısıtlı adayı tarafından verilen 30.11.2015 tarihli dilekçe, temyiz dilekçesi niteliğindedir. Buna göre de, öncelikle 30.11.2015 tarihli temyiz dilekçesinin talep dilekçesi kabul edilerek yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılması gerekmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi gereğince akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle vesayet altına alınma istemine ilişkindir.
Kısıtlı adayına kısıtlama kararı tebliğ edilmediğine göre, kısıtlama kararını öğrendiği tarihi başvurma tarihi olduğu kabul edilerek temyizin süresinde olduğu benimsenmiştir.
Bilindiği üzere HMK’nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
O halde, kısıtlı adayına yargılamanın hiçbir aşamasında tebligat yapılmadan karar verildiği anlaşılmakla, taraf teşkili sağlamadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı olmuştur (HMK. 27).
Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesinde “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409/2 maddesinde ‘Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.’ hükmü yer almaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; kısıtlı adayı … hakkında rapor alınmadan karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözönüne alındığında; mahkemece, akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması talep edilen …’ın kısıtlama sebebi olup olmadığı hususunda resmi sağlık kurulu raporu aldırılıp taraf delillerinin toplanması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle rapor alınmadan kısıtlanma kararı verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 05.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.