YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21389
KARAR NO : 2015/6302
KARAR TARİHİ : 01.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava 25.02.2013 tarihinde açılmıştır. Dava dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında manevi tazminat talep etmeyen davalı kadın vekili tahkikata geçilmesinden sonra 18.03.2014 tarihli duruşmada 10.000,00 TL manevi tazminat talebini içeren dilekçe sunmuştur.
Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. On inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1).Tahkikat aşamasında tazminat talebinde bulunulması iddianın genişletilmesi niteliğindedir. Davacı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi olmadığı gibi; davalının talebin genişletilmesine açık muvafakati de bulunmamaktadır. O halde; davacının talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” kararı verilecek yerde, yazılı şekilde davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 01.04.2015 (Çrş.)
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Boşanmaya bağlı, boşanmanın eki (fer’isi) niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi kapsamında değildir. Dolayısıyla bu talepler “iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi” yasağına takılmaksızın ve bu yasak başladıktan sonra da, diğer tarafın muvafakatine bağlı olmaksızın boşanma davasında, davanın yerel mahkemedeki tahkikatı sona erinceye kadar
yazılı ve sözlü olarak ileri sürülebilir. Yeter ki, sonradan ileri sürülmüş olması durumunda bu talepler bakımından diğer tarafa savunma hakkı tanınmış bulunsun. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bu talepleri, iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi kapsamına dahil eden bir düzenleme getirmemiştir. Bu Yasanın, 1086 sayılı Yasadan bu alanda ayrıldığı nokta, iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağının başlamasını, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesine kadar öteye taşımış olmasıdır (HMK m. 141). Yoksa boşanmanın eki niteliğindeki bu talepleri iddia ve savunma kapsamına dahil eden bir düzenleme bu Yasada mevcut değildir. Karara bağlanması boşanma sebebine ve tarafların boşanmadaki kusur durumlarına bağlı olan ve onun eki niteliğindeki bu taleplerin, boşanma davası içinde çözümlenmesi, bu hususta ayrı bir dava açılmasına ve gider yapılmasına sebebiyet verilmemesi, usul ekonomisine de uygundur. O bakımdan, yerel mahkemenin davacı yararına manevi tazminata hükmetmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kararın onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bu talepleri “iddia ve savunma kapsamında” kabul eden görüşüne katılamıyorum.