YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14272
KARAR NO : 2017/29486
KARAR TARİHİ : 19.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde alt işvereni firmalarda 01/02/1990- 07/11/2005 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını ve iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini, ancak kendisine kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının ödenmediğini, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağından davalıların asıl ve son alt iş veren olarak birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek; kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili; davanın yasal zamanaşımı süresinde açılmadığını, müvekkili teşekkülün asıl işveren olduğu yönündeki iddianın tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının çalıştığı dönemlere ait kıdem, ihbar, yıllık izin ücretlerinin tamamını tahsil ederek işten ayrıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Pet. İnş. El. San. ve Tic. Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı … A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı … A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve kanuni bir engel bulunmamaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/8. maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin ancak sona ermesiyle ücret alçağı haline gelerek muaccel olmaktadır. Yıllık izin ücretinin bir tazminat veya tazminat niteliğine yakın bir alacak mı veya bir ücret alacağı mı olduğuna dair farklı yorumlar olsa da mülga 818 sayılı Kanun döneminde yıllık izin ücreti zamanaşımı süresi ücretlere dair uygulama gibi beş yıl olarak kabul edilerek uygulana gelmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle de; yıllık izin ücretinin tartışlan durumunda bir farklılık bulunmadığından zamanaşımı süresinin Dairemiz yerleşik uygulması gibi beş yıl olarak uygulanmasına devam edilmiştir.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 07/11/2005 tarihinde feshedilmiştir. Dava 10/01/2013 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf dava dilekçesine karşı usulüne uygun olarak süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu duruma göre yıllık izin alacağı bakımından davanın fesih tarihinden beş yıl sonra açıldığı, zamanaşımı def’ine göre yıllık izin alacağının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece bu gerekçe ile yıllık izin alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, somut olayda, davacının iş sözleşmesinin emeklilik sebebi ile sona erdiği ve emekliliğe ilişkin kurum yazısının dava tarihi öncesinde işverene sunulduğuna ilişkin dosyada belge bulunmadığı anlaşıldığından, kıdem tazminatı alacağına dava tarihi olan 10.01.2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.