Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/43922 E. 2017/28513 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/43922
KARAR NO : 2017/28513
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı Belediyeye ait işyerinde muvazaalı olarak alt işverenin işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Verilen karar Dairemizin 21/01/2016 tarihli, 2015/34647 esas, 2016/1690 karar sayılı bozma ilamı ile; davacının, … kayıtlarına göre, davalı Belediyeye ait işyerinde davalı şirketin işçisi olarak 19.04.2014-14.10.2014 tarihleri arasında yüzyetmişaltı gün çalıştığı altı aylık kıdem şartının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, … kayıtlarında 2012-2013 yıllarındada farklı sicil nolu işyerlerinde çalışması görülmektedir. Bu durumda,davacının 2012-2013 yıllarında çalıştığı … kayıtlarından anlaşılan farklı sicil nolu işyerlerinin işyeri dosyaları getirtilerek, bu işyerleri ile davalı … arasında hizmet alım sözleşmesi olup olmadığı araştırılarak, hizmet ilişkisinin varlığının tesbiti halinde altı aylık çalışma süresi şartının oluştuğunun kabulüne, aksi halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.Kabule görede, davalı Belediyenin, davacının çalıştığı işleri,hizmet alımı yoluyla üçüncü şahıslara yaptırması mümkündür. Davalı asıl işverenin işin düzenli ve sağlıklı yürütümü bakımından verdiği emir ve talimatların alt işverenin yönetim hakkını ortadan kaldırıcı nitelikte değerlendirilmemesi gerekir. Hal böyle olunca,davalılar arasında kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmadığı kabul edilerek, asıl işveren-alt işveren ilişkisi kanuna uygun olduğundan ve muvazaaya da dayanmadığından davacının gerçek işvereni olan davalı şirkete ait işyerine iadesine karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçesinde davalılar arasındaki hizmet ilişkisinin muvazaya dayandığının ispatlanamadığı belirtilmesine rağmen, kısa kararda davacının asıl işverenin işçisi olduğuna dair çelişkili hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanunun 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Mahkemece davacının davalı işyerindeki kıdeminin 6 aydan fazla olduğu kabul edilmiştir.
Davacının, … kayıtlarına göre, davalı Belediyeye ait işyerinde davalı şirketin işçisi olarak 19.04.2014-14.10.2014 tarihleri arasında yüzyetmişaltı gün çalıştığı altı aylık kıdem şartının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Davacı 15.08.2013-22.10.2013 tarihleri arasında 1010426 sicil numaralı dava dışı … adlı işyerinde çalışmıştır. Dava dışı … ve Davalı … arasında 30.04.2014 tarihinde iki ay süreli hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Hizmet alım sözleşmesinin imzalandığı tarihte davacı dava dışı … isimli işyeri işçisi değildir. Bu durumda davacının 19.04.2014-14.10.2014 tarihleri arasında geçen sürede 6 aylık kıdemi dolmamıştır. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Davacı adli yardım aldığından harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı Belediyenin yaptığı 304,45 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Davalı … Ltd. Şti.’nin yargılama giderinin bulunmadığının tespitine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/12/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.