Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/4598 E. 2018/641 K. 22.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4598
KARAR NO : 2018/641
KARAR TARİHİ : 22.01.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyet hükmü olduğu halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi gereğince tayin olunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1) Katılan …’in, sanığın işletmeciliğini yaptığı lokantaya müşteri olarak gidip çorba içtikten sonra, gelen hesaba itiraz etmesi üzerine sanık ile katılan arasında tartışma çıktığı, birbirlerine hakaret ettikleri, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın katılanın göğsüne ve yüzüne yumrukla vurduğu, olay yerinden iş yeri çalışanları tarafından uzaklaştırılan katılanın hastanede yatan oğlunu ziyarete gittiği, yaşadığı olayı hastanede bulunan kızı olan tanık S…… anlattığı, bunun üzerine tanık Sultan ile birlikte tekrar sanığa ait iş yerine gittikleri ve polisi çağırdıkları, sonrasında katılanın kalp krizi geçirdiği, katılan hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 15.05.2013 tarihli raporuna göre, katılanın yumuşak doku lezyonuna neden olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, ancak olayın efor ve stresiyle katılanda mevcut kalp damar hastalığının akut hale geçerek akut miyokard enfarktüsü (kalp krizi) geliştiği, dolayısıyla dava konusu olayla geçirdiği kalp krizi arasında illiyet bağı bulunduğu ve geçirdiği kalp krizinin kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun belirtildiği olayda; katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayan sanığın katılanın kalp rahatsızlığını önceden bilip bilmediği araştırılıp, bildiğinin tespit edilmesi halinde sanığın eyleminin bilinçli taksirle yaralama suçunu, bilmediğinin tespit edilmesi halinde ise taksirle yaralama suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
2) Sanığın eyleminin taksirle yaralama suçu olarak kabul edilmesi halinde, hakaret suçu ile birlikte her iki suçun uzlaştırmaya tabi olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Kabule göre de;
3) Sanığın katılanı yaralamasında netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğindeki “yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olma” nın adli tıp kriterleri ve Dairemiz uygulamalarına göre basit tıbbi müdahale ile giderilmesi mümkün bulunmadığı gözetilip, temel cezanın 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca tayin olunması gerekirken, TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca tayin edilmesi suretiyle ve sanık hakkında TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
4) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınc istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22.01.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Sanığın katılanın göğsüne ve yüzüne yumrukla vurduğu, olay yerinden iş yeri çalışanları tarafından uzaklaştırılan katılanın hastanede yatan oğlunu ziyarete gittiği, yaşadığı olayı hastanede bulunan kızı olan tanık Sultan Kayaer’e anlattığı, bunun üzerine tanık Sultan ile birlikte tekrar sanığa ait iş yerine gittikleri ve polisi çağırdıkları, sonrasında katılanın kalp krizi geçirdiği, katılan hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 15.05.2013 tarihli raporuna göre, katılanın yumuşak doku lezyonuna neden olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, ancak olayın efor ve stresiyle katılanda mevcut kalp damar hastalığının akut hale geçerek akut miyokard enfarktüsü (kalp krizi) geliştiği, dolayısıyla dava konusu olayla geçirdiği kalp krizi arasında illiyet bağı bulunduğu ve geçirdiği kalp krizinin kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun belirtildiği olayda; katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayan sanığın katılanın kalp rahatsızlığını önceden bilip bilmediği araştırılıp, bildiğinin tespit edilmesi halinde sanığın eyleminin bilinçli taksirle yaralama suçunu, bilmediğinin tespit edilmesi halinde ise taksirli yaralama suçunu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışılmaması hususu bozma sebebi yapılmış ise de;
Sanığın mağdurda göğüs ağrısı sol şakakta 2 cm sıyrık EKG de V5 te minimal st depresyonuna neden olacak şekilde yaralama eyleminin TCK’nin 86/2 ve 86/3-e maddeleri kapsamında olması ,ancak katılanın yumuşak doku lezyonuna neden olan yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmasına rağmen olayın efor ve stresiyle katılanda mevcut kalp damar hastalığının akut hale geçerek akut miyokard enfarktüsü (kalp krizi) geliştiği, dolayısıyla dava konusu olayla geçirdiği kalp krizi arasında illiyet bağı bulunduğu ve geçirdiği kalp krizinin katılanın hayati tehlikeye neden olduğu gözönüne alındığında ; katılandaki kalp rahatsızlığının önceden sanık tarafından bilinmemesi durumunda sanığın TCK’nin 61. maddesinde belirtilen mağdurda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca alt sınırdan ayrılmak suretiyle teşdiden ceza verilmesi gerektiği (olayımıza uygun olarak takdiren teşdiden 8 ay hapis , şikayete ve uzlaşmaya bağlı olup, şikayetten vazgeçmeyle veya uzlaşmayla düşme kararı verileceği, eylem kasti suç oluşturduğundan verilecek cezanın tekerrüre esas olacağı,
Sanığın; katılanın kalp rahatsızlığını bilmesi halinde katılana karşı yapacağı eylem sebebiyle mağdurun kalbinin altında bulunduğu göğsüne vurduğu darbenin kalp krizi geçirerek hayati tehlike geçirebileceğini öngörebilecek durumda bulunması nedeniyle yine de olursa olsun yani olası kastla hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla TCK’nin 86/2 ve 87/1-d-son maddeleri uyarınca en az verilmesi gereken 3 yıl hapis cezasından TCK’nin 21/2 maddesi uyarınca takdiren ½ oranında indirim yapılması halinde 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi gerektiği, yine bu durumda da eylem kasti suç oluşturduğundan şikayete bağlı olmayıp, şikayetten vazgeçmeyle düşme kararı verilemeyeceği, verilecek cezanın tekerrüre esas olacağı,
Dairemizce benimsenen çoğunluk görüşüne göre sanığın mağdurun kalp rahatsızlığı olduğunu bilmediğinin anlaşılması durumunda sanığın basit taksirle yaralama suçundan TCK’nin 89/1-2,son maddeleriyle cezalandırılması durumunda TCK’nin 89/1 maddesi uyarınca alt sınırdan (mağdurun hayati tehlike geçirmesi TCK’nin 89/2 -e maddesi uyarınca ayrıca cezanın artırım sebebi olarak düzenlenmesi nedeniyle ayrıca ceza bu sebeple ceza alt sınırdan ayrılma sebebi olarak değerlendirilemez) 3 ay hapis ve hayati tehlike nedeniyle TCK’nin 89/2 -e maddesi uyarınca cezası yarı oranında artırılarak 4 ay 15 gün hapis cezası verilmesi gerektiği,

Eylemin kasten yaralama suçunu oluşturması sebebiyle TCK’nin 86/2 maddesi uyarınca 8 ay hapis cezasından daha az ceza verilmesinin söz konusu olması yanında eylem kasten yaralama suçunu oluşturmasına rağmen şikayete ve uzlaşmaya bağlı olup, şikayetten vazgeçmeyle veya uzlaşmayla düşme kararı verileceği, şikayetin devam etmesi ve uzlaşmanın gerçekleşmemesi hallerinde ise verilecek cezanın kasti suçlar açısından tekerrüre esas olmayacağı, ancak taksirli suçlar açısından tekerrüre esas olacağı,

Yine Dairemizce benimsenen çoğunluk görüşüne göre sanığın mağdurun kalp rahatsızlığı olduğunu bildiğinin anlaşılması durumunda sanığın bilinçli taksirle yaralama suçundan TCK’nin 89/1-2, son, 22/3 maddeleriyle cezalandırılması durumunda TCK’nin 89/1 maddesi uyarınca alt sınırdan (mağdurun hayati tehlike geçirmesi TCK’nin 89/2 -e maddesi uyarınca ayrıca cezanın artırım sebebi olarak düzenlenmesi nedeniyle ayrıca ceza bu sebeple ceza alt sınırdan ayrılma sebebi olarak değerlendirilemez) 3 ay hapis ve hayati tehlike nedeniyle TCK’nin 89/2 -e maddesi uyarınca cezası yarı oranında artırılarak 4 ay 15 gün hapis ve bilinçli taksir nedeniyle TCK’nin 22/3. maddesi uyarınca cezası takdiren yarı oranında artırılması halinde dahi 6 ay 22 gün hapis cezası verilmesi gerektiği, olası kastla hayati tehlike geçirecek şekilde silahla yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 87/1-d-son ve 21/2. maddeleri uyarınca verilebilecek 1 yıl 6 ay hapis cezasından daha az ceza verilmesinin söz konusu olması yanında şikayete ve uzlaşmaya tabi olmamasına rağmen verilecek cezanın kasti suçlar açısından tekerrüre esas olmayacağı, ancak taksirli suçlar açısından tekerrüre esas olacağı dikkate alındığında, sanığın mağdurun kalp rahatsızlığı olduğunu bilmediğinin anlaşılması durumunda TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca teşdiden cezalandırılması gerektiği, sanığın mağdurun kalp rahatsızlığı olduğunu bildiğinin anlaşılması durumunda ise TCK’nin 86/2, 87/1-d-son ve 21/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşündeyim.

(Muhalif)