YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12099
KARAR NO : 2017/14184
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.03.1997 tarih ve 1995/1516 Esas-1997/265 Karar sayılı boşanma ilamına dayalı olarak 17.03.2015 tarihinde birikmiş iştirak ve tedbir nafakasının tahsili için icra takibi başlatılmış olup, borçlu takip tarihinden geriye doğru 10 yıldan önce işlemiş nafaka alacaklarının zamanaşımına uğrayacağını, lehine iştirak nafakası hükmedilen müşterek çocuğunun 02.04.2010 tarihinde reşit olması nedeniyle de bu tarihten sonra da nafaka talep edilemeyeceğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, takip dayanağı ilam 10/03/1997 karar tarihli olup, hükmün tarafların yüzüne karşı verildiği, tarafların UYAP üzerinden incelenen nüfus kaydına göre boşanma tarihlerinin 10/03/1997 olduğu, bu durumda takip tarihi itibariyle 10 yıllık takip zamanaşımı süresi dolduğundan icranın geri bırakılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TBK’nun 156/2. maddesi hükmüne göre, borç bir mahkeme kararına bağlanmış ise zamanaşımı süresi on yıldır. Nafakaya ilişkin ilamlar, bir borcun veya bir hakkın varlığını belirten ilamlar gibi olmayıp, nafaka alacağı zaman geçtikçe borçlu zimmetinde tahakkuk edeceğinden, takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir. Ayrıca TMK’nun 328. maddesine göre de, babanın çocuğuna bakma mükellefiyeti onun reşit olmasıyla sona erer. Küçük reşit olduktan sonra da eğitimine devam ediyorsa bu takdirde, yeni bir dava açarak yardım nafakası talebinde bulunabilir. Küçük reşit olduğu tarihte, hükmedilen iştirak nafakası kendiliğinden sona erer.Somut olayda; İcra takibinin dayanağı … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.03.1997 tarih ve 1995/1516 Esas-1997/265 Karar sayılı ilamında; “Dava tarihinden başlamak üzere hüküm kesinleşince sona ermek üzere davalı… için aylık 3.000.000 TL ve onun yanındaki müşterek çocuk … için aylık aylık 3.000.000 TL olmak üzere toplam aylık 6.000.000 TL tedbir nafakasının davacıdan alınıp davalıya verilmesine, hüküm kesinleşmesinden sonra velayet hakkı annesine bırakılan küçük … için aylık 5.000.000 TL iştirak nafakasının davacıdan alınıp davalıya verilmesine,” hükmedilmiştir. Buna göre Mahkemece, icra takibinin dayanağı ilamın kesinleşme tarihi belirlenmek suretiyle, alacaklı eş … için kesinleşme tarihinden takip tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespit edilmesi, müşterek çocuk… yönünden ise hem takip tarihinden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının olup olmadığı hem de çocuğun reşit olduğu tarihte iştirak nafakasının kendiliğinden sonra ereceği gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.