Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/6470 E. 2017/15506 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6470
KARAR NO : 2017/15506
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Nüfusda Diğer Kayıtların Düzeltilmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 08.10.2015 gün ve 2015/10380 Esas, 2015/13934 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davacıların halası … kızı olarak nüfusa kayıtlı olan … ‘ın … ‘ın kızı olmadığını, … ‘ın çocuksuz ve evlat edinmemiş olduğu ile … ‘i sadece … ‘ın eşi … ‘in evlat edinmiş olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının buna göre düzeltilmesi istenilmiş; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince davanın evlatlığın iptali istemine ilişkin olduğu ve aile mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile mahkeme hükmü bozulmuştur. Davacılar vekilinin karar düzeltme isteği üzerine dosya yeniden incelenmiştir.04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın evlatlığın iptali mi yoksa nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır. Bilindiği üzere, evlatlık ilişkisi, genel olarak, evlat edinen ile evlatlık arasında mahkeme kararı ile kurulan yapay soybağını ifade etmek için kullanılan hukuki bir terimdir. Dolayısıyla, evlatlık ilişkisinin kurulması (evlat edinme), sonradan hukuk düzenince tanınan bir soybağı kurma yoludur. [Akıntürk, Turgut, Türk Medeni Hukuku Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Aile Hukuku, İkinci Cilt, Yenilenmiş 9. Bası, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, İstanbul, Mayıs, 2004, s.359; Koç, Evren (İÜHFM C. LXXIII, S. 1, 364 s. 363-388, 2015 )]
Davalının nüfusa tescil edildiği tarih olan 05.04.1959’da yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun uyarınca, hukuken geçerli bir evlatlık ilişkisi için mahkemece evlat edinmeye dair izin verilmiş olması ve noterce evlat edinme sözleşmesinin yapılmış olması gereklidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan evlatedinme sözleşmeleri bütün hükümleriyle geçerliliğini korur. (4722 s. Yürürlük K. md. 14) Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 258.maddesinde evlatlık akdinin iptali müessesesi düzenlenmiştir.Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77 sayılı kararı). Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasında, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davalı …7.01.1958 doğumlu olarak davacıların halası … ve eşi… ‘in evlilik içi doğan çocukları olarak 05.04.1959 tarihinde beyan üzerine nüfusa tescil edilmiştir. Şöyle ki; davacıların halası …’ın … ile evli iken eşinin 1984 yılında ölümünden sonra 2007 yılında vefat ettiği, …’ın bu evlilik birliğine doğum vukuat defterine göre evlilik içi doğum olarak tescil edildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan … 3. Asilye Hukuk Mahkemesi’nin 1958/514-902 sayılı kararı ile …’ın, eşi …’ın muvafakatı ile … adlı çocuğu evlat edinmesine izin verilmiş, bu izin üzerine … Noterliğinin 17.12.1959 gün 4094 sayılı evlatlık sözleşmesi yapılmıştır. Ancak … ve eşi … bu evlatlık sözleşmesine rağmen ve evlatlık sözleşmesinden de önce nüfus kayıtlarına beyana dayalı olarak … kendi çocukları olarak nüfusa tescil ettirmişlerdir. Özetle davalı … evlatlık sözleşmesinden bağımsız olarak, sanki İsmail ve eşinin biyolojik çocuklarıymış gibi evlilik içi doğum olarak nüfusa tescil edilmiştir. Kaldı ki davacıların halası … evlatlık sözleşmesinin tarafı olmayıp, evlatlık sözleşmesi ile davalı …’i … ‘ın eşi İsmail tek başına evlat edinmiştir.
Somut olayda dava, davacıların halası … ‘ın nüfus kaydında kızı olarak gözüken davalı …’in gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında davalı …’in gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan … ‘ın kızı olmadığına ilişkin talep nüfus kayıt düzeltme davası olup asliye hukuk mahkemesi görev alanında kalmaktadır. Bu durumda; davacıların halası … ‘ın davalı …’in annesi olmadığı ve gerçeğe aykırı beyana dayalı olarak oluşturulan nüfus kaydının düzeltilmesi yönünden; davanın mahiyeti gereği kamu düzeni ile yakından ilgili bulunması sebebiyle, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan, mahkemece taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip, bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor ile toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi’nin 08.10.2015 gün ve 2015/10380-2015/13934 sayılı ilamının KALDIRILMASI ile yerel mahkemenin 17.04.2014 gün 2014/155 Esas 2014/523 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince değişik gerekçe ile BOZULMASINA, HUMK’nun 442/1 maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 16.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.