Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13302 E. 2017/15541 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13302
KARAR NO : 2017/15541
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu iptali ve tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili (onanmasına karar verilmesi yine davacılar … ve … vekili tarafından duruşmalı) istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Av. … geldi ve karşı taraftan … ve … bizzat ve vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili; tarafların, ortak murisi … ‘den intikal eden malların intikal ve taksim işlemlerinin yapılması için dava dışı … ‘i vekil tayin ettiklerini, anlaşma sağlanamaması nedeni ile vekaletnamelerin işleme konulmadığını, buna karşın vekil edenleri tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra söz konusu vekaletnemeler ile intikal ve taksim işlemlerinin gerçekleştirildiğini açıklayarak, geçerli bir taksim sözleşmesi olmadan vekalete dayalı olarak davalılar adına tescil edilen 33, 48, 49, 122, 126, 199, 135, 136, 141, 143, 145, 711 parsel sayılı taşınmazların vekil edenlerinin miras payı oranında tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Davacı …, 17.13.2014 havale tarihli kimlik tespitli dilekçesinde davadan feragat ettiğini açıklamıştır.Davalılar vekili; davacılar tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra tarafların bir araya gelerek taksim konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine tapuda işlem yapıldığını, kaldı ki davacılar tarafından taksim yapılan taşınmazların bir kısmı hakkında 3. kişiye devir işlemlerinde bulunulduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, davacı …’in davasının feragat nedeni ile reddine, davacılar … ve …’in davasının kabulü ile dava konusu 135, 49, 199 parsel sayılı taşınmazlarda davalı … adına kayıtlı hisselerin, 49, 135, 711 ada 11 parsel sayılı taşınmazlarda davalı … adına kayıtlı hisselerin, 49, 126, 135, 136 parsel sayılı taşınmazlarda davalı … adına kayıtlı hisselerin, 48, 136, 143, 145 parsel sayılı taşınmazlarda davalı … adına kayıtlı hisselerin, 49, 135, 307 parsel sayılı taşınmazlarda davalı … adına kayıtlı hisselerin, 33, 122, 136, 141 parsel sayılı taşınmazlarda … adına kayıtlı hisselerin davacıların miras payı olan 6/32’sinin iptali ile 3/32’şer oranda davacılar … ve … adına kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan… ‘in 22.02.2002 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacılar ile davalıları bıraktığı, sonrasında … 3. Noterliği’nin 01.02.2006 tarih 1219 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalılar …, …, …, …, …, davacılar … ve … tarafından, … 3. Noterliği’nin 10.01.2007 tarih 0287 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile de davacı … tarafından dava dışı … ‘in muristen gelen taşınmazların intikal, satış, dilediği şekilde taksim, ifraz vb yetkilerle vekil tayin edildiği, vekil tarafından 17.06.2011 tarih 14026 yevmiye numaralı resmi akit ile çekişme konusu taşınmazların miras paylarına göre tapuda intikal işlemleri yapıldıktan sonra vekil ve davalı … tarafından 5.8.2011 tarih 17907 yevmiye numaralı resmi akit ile taksim suretiyle 199 parselin davalı …, 135 parselin davalılar …, …, …, …, 136 parselin …, …, …, 141 parselin …, 33 parselin …, …, …, …, 48 parselin …, 49 parselin …, …, …, …, 126 parselin …, 307 parselin …, 122 parselin, …, …, …, … , 145 parselin … adına tescil ettirildikleri, 23.8.2011 tarih 19192 yevmiye numaralı resmi akit ile de 122 parsel sayılı taşınmazda …’e ait hisse ile 711 ada 11 parselde …’e ait hissenin trampa edildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’nda daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’nda benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır. Somut olaya gelince, davacılar ve davalılar … 3. Noterliği’nin 1.2.2006 tarih 1219 yevmiye numaralı ve 10.1.2007 tarih 0287 yevmiye numaralı vekaletnameler ile dava dışı … ‘i intikal, dilediği şekilde taksim konularında vekil tayin ettikleri, yargılama sırasında tanık olarak dinlenen … ‘ın beyanında da belirtildiği üzere tarafların anlaşamaması nedeni ile vekaletnameler ile herhangi bir işlem yapılmadığı,yine dava konusu taşınmazlar hakkında davacılar tarafından 25.4.2011 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığı gözetildiğinde, davacıların taksim iradelerinden vazgeçtikleri açıktır. Her ne kadar davalılar, tarafların ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra 8.5.2011 tarihinde biraraya gelerek taksim hususunda anlaştıklarını bildirmiş iseler de, bahsi geçen adi yazılı senedin TMK.nun 676/1 maddesi hükmüne göre tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmediği, tapuda resmi akit ile yapılan taksim işlemine dayanak oluşturan ve dava dışı … tarafından düzenlenen taksim raporundan davacıların haberdar olmadıkları, bu hususun da yine tanık … ‘in “davalılar … , … ve … 2-3 sene önce yanıma geldiler, davacılar gelmediler, anlaşma yaptıklarını, diğer mirasçıların da rızaları bulunduğunu bildirdiler, gerekli incelemeleri yaptım, taksim raporu hazırladım ve taraflara verdim, rapor sonrası davacılar bana dönüş yapmadılar, davalılar da rapora göre işlem yapabilirsin dedi, tapuda intikalleri yaptım, harçları da …’den aldım, bana ortaklığın giderilmesi davası bildirilmedi” şeklindeki beyanı ile de anlaşılmıştır. O halde, 2006 ve 2007 yıllarında verilen vekaletnamelerin tarafların anlaşamaması nedeniyle işleme konulmadığı, davacılar tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldıktan sonra davalıların yönlendirmesi ile vekaletnemelerin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen bu vekaletnameler ile 2011 yılında davacıların haberdar olmadığı taksim raporuna dayalı olarak tapuda intikal ve taksim işlemlerinin yapıldığı, intikal ve taksim işlemlerine ilişkin tüm harçların davalı … tarafından ödendiği gözetildiğinde ve izah edilen tüm bu hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, vekalet görevi kötüye kullanılarak tapuda intikal ve taksim işlemlerinin gerçekleştirildiği sabit olmuştur.
Bundan ayrı, davacı … ve davasından feragat eden davacı …, taksim sonucu kendilerine verilen 122 ve 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini 21.2.2014 tarihinde dava dışı … Türkyılmaz’a devrettikleri, 33 parselde davacı …’in hissesini davacı …’e devrettiği görülmüştür. Her dava, açıldığı tarihteki koşullara tabi olup, açıldığı tarihteki delillere göre tartışılıp değerlendirilmesi gerekeceğinden, dava tarihinden sonra davacıların bir kısım taşınmazlardaki satış niteliğindeki tasarruflarının, vekalet görevi kötüye kullanılarak yapılan taksim işlemini geçerli hale getirmeyeceği kuşkusuzdur. Kaldı ki, davacı … tarafından bu tasarrufi işlemlerin iptali için dava açıldığı bildirilmiştir. Hal böyle olunca, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece, hükmün B bendinde davacılar … ve … yönünden davanın kabulüne karar verildikten sonra, B bendinin 3. fıkrasında … ili … İlçesi , … Köyü 49 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına kayıtlı 749/2400 hisseli tapusunun 6/32 payının iptali ile….” yazıldığı ancak davalı adına kayıtlı bahsi geçen 749/2400 hissenin … ili, … ilçesi, … … Köyü 135 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu belirlenmiştir. Yine hükmün B bendinin 6. fıkrasında, 711 ada 11 parsel sayılı taşınmazda davalı … adına kayıtlı olan 120/81029 hisseli tapusunun 6/32 payının iptali ile 3/32’şer davacılar … ve … adlarına tesciline karar verilmiş ise de, 711 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 17.06.2011 tarih 14026 yevmiye numaralı işlem ile mirasçılar adına hisseleri oranında intikal ettirildiği, sonrasında 23.8.2011 tarih 19192 yevmiye numaralı resmi akit ile de 122 parsel sayılı taşınmazda davalı …’e ait hisse ile 711 ada 11 parselde davacı …’e ait hissenin trampa edildiği, bahsi geçen taşınmazda …’e ait hisse ile ilgili taksim işlemi yapılmadığı halde davalı … hissesinden 3/32 hissenin davacı … adına tesciline karar verildiği görülmüştür.Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aşağıdaki şekilde hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7). SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün B bendinin 3.fıkrasında yer alan… ili … İlçesi , … Köyü 49 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına kayıtlı 749/2400 hisseli tapusunun 6/32 payının iptali ile…. ” tümcesinin hükümden çıkarılarak, yerine … ili … İlçesi ,… Köyü 135 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına kayıtlı 749/2400 hisseli tapusunun 6/32 payının iptali ile..”tümcesinin yazılmasına, hükmün B bendinin 6. fıkrasında yer alan … ili, … İlçesi, … Mahallesi, 711 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan 120/81029 hisseli tapusunun 6/32 payının iptali ile iptal edilen payın 3/32 hissesinin davacı … ve 3/32 hissesinin davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinin çıkarılarak yerine … ili, … İlçesi, … Mahallesi, 711 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına olan 120/81029 hisseli tapusunun 23.08.2011 tarih 19192 yevmiye numaralı işlem ile trampa edilen 60/81029 payının iptali ile iptal edilen payın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlelerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple REDDİNE, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin katılan davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı tarafa verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.