Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/6514 E. 2017/5217 K. 10.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6514
KARAR NO : 2017/5217
KARAR TARİHİ : 10.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.11.2015 tarih ve 2014/133-2015/440 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin kendisine ait mantar üretim çiftliğini davalılara sözlü yaptıkları anlaşmayla devrettiğini, bu devirden 32.000,00 TL alacaklı olduğunu, bu alacak için icra takibi yaptığını, davalı borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve alacağının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacının takibe konu borcun varlığını ispatlamak zorunda olduğunu, alacağın dayanağı herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediğini ileri sürerek davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının uyuşmazlığın niteliği ve değerine göre senet niteliğinde herhangi bir belge ibraz edemediği, davacı tanıklarının da taraflar arasındaki ilişkiyi doğruladığı ancak devir bedelinin ödenip ödenmediği konusunda bilgi sahibi olmadıkları, davacı tarafın davalı tarafa yemin teklifinde bulunduğu, davalıların da davacı tarafa mantar üretim çiftliği satışı nedeniyle davacıya olan borçlarını ödediklerine dair yemin ettikleri, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticari işletmenin devrinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davalıların yeminleri nazara alınmak suretiyle ticari işletmenin devrine ilişkin akdi ilişkinin varlığı ve davalıların bu akdi ilişki nedeniyle davacıya ödemede bulunduklarının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. İşbu karar, davalılar tarafından gerekçe yönünden temyiz edilmemiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davalılar davanın reddi kararını temyiz etmediğine göre taraflar arasında işletme devrine ilişkin sözleşmenin varlığının kesinleştiğinin kabulü gerekir ise de akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacıya, bu ilişki nedeniyle ödeme savunmasının ispat yükü davalılara aittir. Davalılar mahkemenin kabulündeki gibi akdi ilişkinin varlığı konusunda yemin etiklerine, mahkemece akdi ilişkinin varlığı sabit görüldüğüne ve davalılarca da bu husus temyiz edilmediğine göre artık bu hususta başkaca araştırmaya gerek bulunmamaktadır. Ancak, ödeme definin davalılarca ispat edilmesi gerekirken mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacıya davalılara yemin teklifi hakkı kullandırılması doğru olmayıp, ödeme savunmasının davalılarca ispatı gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.